Uzlaşma kapısı açık tek şartımız: Kurultay
CHP lideri Özgür Özel’le eylemdeki özel okul öğretmenlerini ziyaret etmeden hemen önce TBMM’deki odasında söyleşi yaptık.
Söyleşi öncesinde YouTube izleyicilerimize Özel’le görüşeceğimizi söylediğimden çok sayıda soru geldi. İlginç olan, soruların yüzde 60’ının iktidar olunca yapacaklarıyla ilgili olmasıydı.
“Liyakati gerçekten esas alacak mısınız?”, “İnsanların siyasi görüşüne yakınlığına ya da kimleri tanıdığına değil bilgi birikim ve başarısına göre değerlendirildiği bir sistem kurabilecek misiniz?”, “Eğitim, sağlık hizmetlerinin tamamen kamusal bir hak olması gerektiğini düşünüyor musunuz?”, “Vatandaşın cebinden milyarlar çıkan köprü, otoyol ve havalimanı sözleşmelerini gözden geçirip ülke lehine değiştirecek misiniz?”, “Son 25 yılda özelleştirilen veya elden çıkarılan limanlar, fabrikalar, madenler ve diğer stratejik kamu varlıkları konusunda nasıl bir politika izleyeceksiniz?” gibi sorular sözünü ettiğim sorulardan bazılarıydı. Özel’e soru sormadan önce bu detayı paylaştım. Şu karşılığı verdi:
“Öncelikle bu durum, meselenin CHP’de parti içi bir mesele olmadığını, bunun Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarıyla iktidarı değiştirmek isteyen vatandaş arasında bir mesele olduğunun en önemli kanıtı. E-posta hesaplarımıza gelen ve sosyal medyadan yazılan ‘Benim sorunumu nasıl çözeceksiniz?’ sorusu daha önce bize oy vermemiş, bu süreçte ama mücadelemizi görmüş, ama uğradığımız haksızlığa karşı durmuş, ama samimiyetimizi ve iktidarı değiştirme kararlılığımızı görmüş yepyeni bir kitle de dönüyor ve tanımaya çalışıyor.
Buradan iki çıkarımım var: Bir, başaracağımıza inanıyorlar. Yani yeniden Cumhuriyet Halk Partisi’nde iktidarın alternatifi olan, ana muhalefet olan, anketlerin birinci partisi olan ve iktidar yürüyüşünü sürdüren parti kimliğine hızla kavuşacağımıza inanıyorlar. İkincisi de tanımayanlar tanımaya çalışıyor.”
Özgür Özel’le yaptığımız söyleşi şöyle devam etti:
VAZGEÇMEYECEĞİMİZİ HERKES BİLMELİ
* Gelecek 15 günlük, 1 aylık, 3 aylık perspektifiniz nedir? Ne bekliyorsunuz? Yani CHP’de ne olacak?
Bu kolay soru değil. Çünkü dinamik bir sürecin içindeyiz, çoklu krizin ve çoklu saldırının karşısındayız. Bize sadece partinin son 4 seçiminde kazanmış genel başkanının yerine 2020 yılındaki maskeli ve seyircisiz bir kurultayın sonucuna göre bir genel başkan atamış değiller.
Bu kadar hukuk tanımaz, akıl almaz bir işin içindeyiz ve buna karşı hukuki yollarla, siyasi yollarla ve fiziken mücadele ediyoruz. Vazgeçmeyeceğimizi bilsinler. Bir şeyi eksik bırakmayacağımızı bilsinler. Kasten hiçbir hak aramanın gerisinde durmayacağımızı bilsinler ve haksız, yani hak etmeyene hak veren ve hak ettiğini yarıda bırakan bir uzlaşmanın parçası olmayacağımızı bilsinler. Çok net söylüyorum, çok açık söylüyorum.
* Uzlaşma kapıları açık mı?
Bütün kapılar açık ama yeter ki en kısa sürede kanunun, aklın, vicdanın emrettiği, ahlakın gerektirdiği kurultayı yapsınlar. Kurultay yapmama seçeneğine kapalıyız. Kurultayı en kısa sürede yapmak için ne yapmam gerekiyorsa yapacağım. O adımı atanla da uzlaşırım. Bu adımı atmayanla uzlaşmam.
‘Ben senden bir şey istemiyorum, yarım kilo et istiyorum’ diyorlar bana ama o yarım kilo et de kalbim. Bir partinin kurultayı, seçimi ve seçilmişlerle yönetilmesi partinin kalbidir. Sen partinin kalbini alırsan ne beyni kalır ne diğer uzuvları... O parti başkasının olur. O yüzden bu partinin, CHP’nin kalbini kimseye vermeye niyetimiz yok. Onu bilsinler.
* Şimdi Parti Meclisi fiilen olmasa da resmen düştü. Ancak bir gelişme olmadı. Bunun karşısında sadece izlemekle mi yetineceksiniz?
Hayır. Birtakım hukuk stratejileri var arkadaşların. Güçlü bir masa var. O güçlü masanın bizlerin de siyasi onayını alarak attıkları ve atacakları adımlar var. Bir bütün stratejiyi karşı tedbirlerin üretileceği şekilde açık etmeyeyim, doğru olmaz.
Bir defa PM’de biz çoğunluktuk. Çoğunluğumuzu kırmak için 9 arkadaşımızı hukuksuzca ihraç ettiler. MYK’dan ihraç yapıyorlar. Olacak iş değil. Ona karşılık bir reaksiyon olarak biz Parti Meclisi’ni boşalttık ve Parti Meclisi düştü. Bununla ilgili gerekli hukuki çalışmalar içinde olacağız ama öncesinde partide iç hukuk yollarının tüketilmesi, bu işlemin iptal edilmesi ve yeniden Parti Meclisi’nde çoğunluğun sağlanması söz konusu olabilir. O olmadığı takdirde Parti Meclisi’nin düştüğünü başka mekanizmalarla elbette tescil ettireceğiz.
Bir mücadelenin içindeyiz. Bir yandan yarın (bugün) topladığımız imzaları vereceğiz. Bir yandan gelecek hafta içinde kurultayla ilgili başka çabalarımız olacak. Bir yandan Yargıtay süreçlerini takip ediyoruz. Yani hukuki mücadeleyi eksiksiz, siyasi mücadeleyi tavizsiz, fiziki mücadeleyi de durmadan, yorulmadan sürdüreceğiz.
YAPILANLARA KAHROLUYORUM
* Kemal Bey ve arkadaşları iktidarın ve yargının sonsuz desteğini almışlar. Kendinizi bunun karşısında hiç çaresiz ettiniz mi hukuki mücadelede?
Evet bu bir vaka, bir gerçek, bu önemli bir risk ama bunların hepsini........
