Seni Yanasan Toyuğu Çalan!
Nostaljik yazıları cuma günleri yazıyorum ama bugünkü yazıma da nostaljik bir giriş yapmak durumunda kaldım.
Sizi 45 yıl önceye Kars’ın Susuz ilçesine götüreceğim yine.
Bizim hayatın çeperinin hemen önünden bir şoş geçer.
“Şoş nedir” derseniz, “yol” derim. Şose sözcüğünü bizim Terekemelerin öyle kısalttığını düşünüyorum.
Mart-Nisan aylarında o şoştan bir at arabası geçer. Arkasında içi tavuk civcivleriyle dolu karton kutularla dolu.
Arabanın sahibi, potansiyel müşterilerini çok iyi bilir ve doğrudan şoşun gırağındaki (kenarındaki) kadınlara sorar:
“Abla toyuğ cücesi ister misin?”
“Menim toyuğum çil çil idi...” diye başlayan Türküyü biliyorsunuzdur.
Herhalde bu hatırlatmamın ardından o satıcının tavuk civcivi sattığını anlamışsınızdır.
Anadolu kadını civciv seslerini duymazdan gelemez.
Hemen bakar kutuların içine.
Fiyat sorar. Pazarlığını yapar ve kimi zaman kesesindeki parayla, kimi zaman peynir ya da yağla takasla 20-30 civciv alır. Özenle irilerini seçer.
Bizim evde de bu tören her yıl yaşanırdı.
Annem ya da Şamama Nenem, artık hangisine denk gelirse o araba...
30-40 tane alırlardı.
Hiç unutmuyorum. Aldıkları tavukların önemli bir bölümü Kars’ın koşullarına dayanamayıp ölürdü. Kalan 10-15 tanesi de hep erkek çıkardı.
Şamama Nenem bir tane dahi damızlık dişi tavuk olmadığı için çok hayıflanırdı. Tavuklara buğday atarken etrafında koşuşturan beyaz genç horozlara bakıp “Gene bir tene anaç çıkmadı” der dururdu.
Bu durum sonraki yıllarda da........
