İran Yatırımı Türkiye’ye Taşıdı
“Biz İran merkezli olan bir yatırımız; Türkiye’den Avrupa’ya açılıyoruz.”
Cümlenin sahibi, bir kozmetik firmasının temsilcisi Mehmet Bozkurt.
Şirketler, firmalar, iş insanları, yatırımcılar harekete geçti.
Türkler için iş kapısı açıldı.
“Savaş bu sektöre uğramadı. Kriz ortamında fırsatları değerlendiriyoruz. Bakın, Ukrayna savaşı kozmetik alanında %25 büyümemizi sağladı.” Şimdi daha da büyüyecek. Her şeyde duraksama yaşanırken, ekonomik krizin uğramadığı sektör olduk.”
İnanılmaz ama gerçek!
Savaş dünya ekonomisini altüst etmişken, ülkeler çıkış yolu arıyorken bir kadın ve dünya vatandaşı olarak bunun nasıl olduğunu anlam veremesem de gerçek ortada.
“Ukrayna’da çıkan savaş sonrası uzmanlar buraya geldi, güzellik Türkiye’ye taşındı. Şimdi ise İran’daki savaş nedeniyle yatırımlar bize yöneliyor. Çoğu hammadde ise Uzak Doğu’dan geliyor. Burada işleniyor, merkezlere veriliyor. Burası hem bir durak, hem parlayan yıldız hem de Avrupa’ya uzanan bir yol. İran bizi kaybetmek istemiyor.”
Zor zamanlar bile sektöre darbe vuramadı.
Sermaye yer değiştiriyor, uzmanlar göç ediyor, markalar yeniden konumlanıyor.
Bu büyük dönüşümün merkezinde Türkiye yer alıyor.
Ve Türkiye artık sadece bir pazar değil; Avrupa’ya açılan bir güzellik koridoru.
Ekonomik veriler de bu sahadaki gözlemleri destekliyor.
Küresel kozmetik pazarı son yıllarda istikrarlı bir şekilde büyümeye devam ederken, kriz dönemlerinde dahi “lipstick effect” (ruj etkisi) olarak bilinen bir davranış modeli öne çıkıyor.
Yani insanlar büyük harcamalardan kaçınırken, kendilerini iyi hissettirecek küçük lükslerden vazgeçmiyor.
Türkiye’de ise bu etki daha da çarpıcı; çünkü yalnızca tüketim artmıyor, üretim, eğitim ve ihracat da aynı anda büyüyor.
Yerli Üretimin Sessiz Yükselişi
Anlatılanları okudunuz kozmetikte yatırımın adresi olduk.
Peki, yerli üretimde hangi noktadayız?
Son 5 yılda yatırım katlandı.
Teknoloji, inovasyon, deneyim, doğru malzemelerle birleşti ve Türk markaları da dünya arenasında sahneye çıkar oldu.
Gelinen noktayı yerli bir kozmetik markasının genç yatırımcısı, Furkan Aydeniz şöyle özetliyor:
“Kozmetik kadınların vazgeçilmezi. Ürünlerimizden memnun kalıyorlar. Soruyorlar hangi markanın distribütörüsünüz diye; hayır biz yerli üreticiyiz. Ham madde dâhil, üretim, ambalaj her şey yerli. Yerli deyince dünya markalarından farklı zannetmeyin; inanın, kalite aynı.”
İşte bu kırılma noktası…
Eskiden dışa bağımlı bir alan olarak görülen kozmetik-güzellik sektörü, artık içeride kendi markalarını yaratıyor.
Üstelik bu markalar yalnızca iç pazara değil, küresel rekabete oynuyor.
Hollywood Güzelliği Bir Tık Ötede
Bakım ürünleri, kremler, makyaj malzemeleriyle sınırlı değil.
Artık güzellik merkezlerinde, kliniklerde dünyaca ünlü cihazların yanında, yerli üretim güzellik cihazları, robotları da yer alıyor.
Detayları Güzellik Cihazı Satış Pazarlama Uzmanı Mercan İlhan anlattı.
“Lady Diana’nın meşhur ettiği, Kardashianların ve Jennifer Lopez’in kullandığı cihazlar artık bizde de var. İspanya’dan, İtalya’dan, Kore’den geldi cihazlarımız. Tablet üzerinden kontrol edilen bölgesel incelme, sıkılaşma, masaj ve kas rahatlaması, lazer epilasyonda kişi kendi hizmetini kendi alacak.”
Yani sektör, teknoloji ile besleniyor.
“Evet, büyük yatırımlar yapıyoruz. Önümüzdeki 5 yıl için hedefimiz kolay ulaşılır olmak. Merkezlerde, özel alanlarda bir kredi kartı okutup hızlı hizmet alınan alanlar oluşturacağız. Yerli üretimle destekleyeceğiz.”
“Türk Markaları Dünyaya Açılıyor”
Güzellik anlayışı da tıpkı dünya gibi dönüşüyor.
Bir zamanlar “daha fazlası” makbuldü. Şimdi ise “daha doğal olan” değerli.
Hatta, artık çok uzaklardan, “en iyi”ler bizi takip ediyor.
Öyle ki sektörün lideri Kore, Türk ürünlerini, cihazlarını ve güzellik robotlarını merak eder hâle geldi.
Önceki hafta 38’incisi düzenlenen Güzellik-Bakım İstanbul Fuarı’na dünyaca ünlü uluslararası markaların temsilcileri katıldı ve Türk ürünlerini inceledi.
Listelerine neleri aldılar, Güzellik Fuarı Proje Direktörü Gökhan Büyükataman anlattı.
“Mesela bu sene ilk defa Rusya, İsviçre ve Kore’den geldiler. Katılım da var, alım da. Üretim maliyeti arttığı hâlde yerli markalar dünyaya açılıyor. Hiç beklemediğimiz ziyaretçi sayısına ulaştık. Sonuçta savaş var, herkes çekildi, karamsardı.”
Sanayide çarklar durma noktasındayken, tekstil can çekişirken, gıda sektöründe alarmın rengi kırmızıyken, otomotiv sektöründe kepenkler inerken güzellik sektöründe artık bir “savaş dopingi”gerçeği yaşanıyor.
