Boş Beslenme Çantaları Ülkesinde Gündem…
Milletçe kaosa alışkınız.
Günlerimiz hareketsiz geçerse şaşırıyoruz.
Bu hafta da gündem bombardımanı vardı.
Özetleyelim, kıyıda köşede kalsın istemediğimiz başlıkları da peşi sıra açalım.
Şehdimiz var, canımız çok yandı; Balıkesir’den havalanan F-16 kaza kırıma uğradı.
Hava Pilot Binbaşı İbrahim Bolat gözyaşları ile son yolculuğuna uğurlandı.
Siyasi arenada “süreç” gündemi tam gaz…
Umut hakkı tartışması sürerken Bahçeli bu kez teröristbaşı için ’‘statü’’ istedi. Yani unvan talebinde bulundu.
Adalet Bakanı Gürlek “Raporda umut hakkı yok, şahsa yönelik düzenleme olmaz.’’ açıklamasını yaptı.
İmralı’dan da birlik mesajı geldi.
Süreçte bir de ’‘vatandaşlık tanımı’’ polemiği var.
Dem Parti anayasadaki tanımın değişmesini istiyor.
CHP’nin 38. Olağan İstanbul Kongresi’nin iptali istemiyle açılan dava 15 Mayıs’a ertelendi. Mahkeme, kayyum Gürsel Tekin ve ekibinin görevine devam etmesi yönünde karar verdi.
Bunları konuşurken köprü ve otoyolların özelleştirilmesi ile ilgili madde 2026 bakım ihale şartnamesine girdi.
2 köprü 7 otoyol için iktidar resmi tek bir cümlelik açıklama dahi yapmıyor.
TÜİK verilerine göre, işsizlik arttı.
Emeklinin bayram ikramiyesi ne kadar olacak o da henüz belli değil.
Dünyanın gündeminde Meksika var.
Devlet-kartel savaşı çıktı.
Ve gözler ABD ve İran'dayken, Pakistan Afganistan'a savaş ilan etti.
Başta söyledim gündeminiz yoğun.
Bu konu bizim adeta büyük çaresizliğimiz…
Çare bulmak istemeyenlerin ayıbı.
Söz verildi, tutulmadı. Okullarda tek öğün bile ücretsiz yemek yok, su yok. 1 Mart itibarı ile temizlik için istihdam edilenler de gidecek; iş yine veli, öğretmen ve öğrencilere kalacak.
Karanlıkta korkudan titreyerek okul yoluna düşüyor çocuklar.
Staj adı altında öldürülüyorlar.
Eğitim sistemi zaten yapboz.
Bu arada Bakan Tekin çocuğunu neden özel okula göndermeyi tercih ettiğini açıklamış değil.
Fakat biz okullara yollanan Ramazan talimatını; camilere götürülen çocukları, ilahi, iftar menülerinin fotoğraflanmasını, İzmir’de bir okulda öğrencilere sorulan din ve Erdoğan sorularını, konuşuyoruz.
11 ayın sultanı okullarda elbette anlatılmalı, yaşatılmasında da sorun yok.
“Gönüllülük esas” deniyor.
Peki gerçekten öyle mi?
Her evde fotoğraflanabilecek iftar sofrası, sahur masası kurulabiliyor mu?
Başta yazdım zaten; beslenme çantaları boşken biz hâlâ neyi konuşuyoruz?
Ev almak için altınlarını bozdurmak isteyen bir kişinin altın sandığı bazı çeyreklerin gümüş olduğu anlaşıldı.
Güvenilir olmayan hiçbir yerden, özellikle de internetten altın almamak gerekiyor.
Takdir edersiniz ki artık altın gününe girmek de risk.
Düğünlerde ise ne yazık ki kimse vebale girdiğini umursamadan sahte altın takıyor.
Bu konuda ayrım yapmak bile zor. Her şey.
Şimdilik sadece nefes almak ücretsiz.
Dün kasap-market alışverişi yaptım.
Et, şarküteri, süt ve süt ürünleri, kahvaltılık; sebze-meyve, her şey çok ama çok pahalı.
Ama bu defa sahnede nar var.
Kış meyvesidir ve çok severim; taşımam zor olmasın diye 1 tane tarttırdım.
Tek bir narın bu fiyata satılıyor oluşu acı.
Ama fiyat algımız öyle yerle bir ki normal diyerek geçiyoruz.
Bir süredir yurt dışında yaşayan ve Türkiye’ye dönünce İstanbul Bebek’te bir restorana gidip zehirlenen kişi şöyle bir paylaşım yaptı:
’‘Zehirlendiğim yemek için Tokyo’daki, Londra’daki bir restorandan daha fazla hesap ödedim. Sen paranla rezil olmuyorsun, paranla zehirleniyorsun.’’
Dışarıda yemek yemeyi özellikle de hijyen sorunu nedeniyle bırakan onlarca kişi tanıyorum.
Sakarya Akyazı’da çalışanlar hamurları ayağı ile çiğniyordu bir tatlı imalathanesinde.
O anlara ait görüntüleri izlemişsinizdir muhakkak.
Cezalandırılmasına şaşırdık.
Ve umarım denetimler sıklaşır, göstermelik olarak kalmaz.
Cebimizdeki parayı alarak sağlığımızla bu denli oynayan herkes cezasını çekmeli.
Sosyal medyada iki paylaşım çok konuşuldu bu hafta.
Bir yolcu İsviçre ile Türkiye havalimanlarındaki fiyatları kıyasladı.
’‘Dünyanın en pahalı ülkelerinden biri olan İsviçre havalimanı’nda kahve 5 frank. Sokakta da 5 frank. Kahve servisi yapan kişiye ‘Burası havalimanı daha pahalı olması gerekmiyor mu?’ diye sordum. ‘Siz burada mecburiyetten duruyorsunuz, fırsata çevirmek ahlaksızlık olur.’ dedi. Türkiye’de neden 10 katı? Bu bizim ahlaksız olduğumuzun göstergesi mi?’’ diye sordu.
Diğer paylaşıma geçeyim.
Peki İstanbul Havalimanı‘nda baklava ne kadara satılıyor olabilir?
Bir yolcu fiyatı görünce kayda girdi, o da ’‘Vallahi arkadaşlar ben bunu yiyemem. Mideme inmeden rahatsız etti. Dış hatlar şov yapıyor. Sandviçler de bin lira. Çok çok pahalı…’’ cümlelerini kurdu.
Bu tabloya nasıl isyan etmeyelim!
Bir kadın estetik ameliyat yaptırmaya karar verdi.
Devamını onun cümleleri ile okuyun: ’‘200.000 TL fiyat verdiler, dün kız arkadaşlarımla buluşmuştuk onlara söyledim, onlardan biri de çocuk sahibi olmaya karar vermiş; kanka diyor doğum ve takip için 100.000 TL fiyat verdiler bana, emin misin 2 çocuk doğurursun o fiyata’’
Bu hafta da böyle geçti.
Yine açtığımız her başlıkta cebimizi konuştuk.
Zor ama, gülümsetenlerimiz çok olsun…
