Bakan Mehmet Şimşek yapay zekaya şunu sormuş
“Türkiye’de Fenerbahçe Cumhuriyeti sağlıklı, başarılı ve ilkse, bu ülkede her şey mutlu ve huzurludur. Esnafın yüzü güler. Perakendeci ve toptancıların tezgahında mal kalmaz. Tiyatrolar, sinemalar, sazlar, barlar, meyhaneler fuldür. Statlar Türkiye’nin her vilayetinde lebaleptir. Fenerbahçe gittiği her kente kendi ile birlikte büyük bereketini götürür. Kötü (!) uğurlanmasına rağmen. Fenerbahçe Cumhuriyeti ortalıkta yoksa, Türkiye yoktur, futbol yoktur, bolluk yoktur, insanlar yoktur, canlılar güç nefes alır ve bu ülke kısa süre sonra yaşayan yer olmaktan çıkıp, mezarlık olur. Fenerbahçe büyüklüğü ne şampiyonluk büyüklüğü, ne kupa büyüklüğüdür. Onun büyüklüğü başka bir büyüklüktür işte, adı konamaz.”
Kafka’ya röveşatayla gol attıran gazeteci İslam Çupi’nin bu yazısını hatırladım, iki gün boyunca hem üyesi olduğum hem gazeteci gözüyle takip ettiğim hem taraf olduğum Fenerbahçe kongresini izlediğim anlarda. Olağanüstü kongre kararı alınınca tüm Türkiye “erken seçimi” konuşmaya başladı ama Fenerbahçe’deki “erken seçimi” diğer gündemin önüne geçti. Kongre sürecinde adaylardan Aziz Yıldırım’ın şu cümleleri dikkat çekiciydi: “Türkiye’nin Fenerbahçe’ye ihtiyacı var Fenerbahçe’nin Türkiye’ye…” Çupi’nin yazdığı “Esnafın yüzü güler , tiyatrolar, sinemalar, barlar dolar” cümlesini atıftı bu belki de!
Buradan ekonomiye geleceğim.
Usta bir siyasetçiyle konuşurken
Önemli bir siyasetçiyle sohbet ediyordum ve yapay zekaya şu soruyu yönelttiğini söyledi: “Kişi başı gelir 15 bin dolar, fiyatlar 100 bin dolarlık ülkeden yüksek. Tüketici fiyatları nasıl olur........
