menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Klan reisleri seçimle gitmez

43 0
19.07.2026

Bir zamanlar İngiltere'de derlerdi ki: "Futbol basit bir oyundur, yirmi iki adam topun peşinde koşar, sonunda Almanlar kazanır."

Gary Lineker'in bu ölümsüz cümlesini bugün yazsaydı, herhalde şöyle bitirirdi: "...sonunda FIFA kazanır."

Çünkü artık sahada kimin kazandığının pek önemi kalmadı. Kasada kimin oturduğu belli.

Pazar günü New York'ta bir Dünya Kupası finali oynanacak. Daha doğrusu, iki konser arasına sıkıştırılmış bir futbol maçı izleyeceğiz.

Devre arası uzatılıyor, Shakira, Madonna, Justin Bieber ve BTS sahne alacakmış. Dahası da yoldaymış. 15 dakikalık o kutsal mola... Oyuncunun nefeslendiği, teknik adamın taktik tahtasına sarıldığı, tribünün çayını yudumladığı o ara. Artık bir müzik festivalinin gölgesinde.

Tezim baştan net olsun. Gianni Infantino futbolu sevmiyor. Yönetiyor, pazarlıyor, paketleyip satıyor. Ama sevmiyor.

Sevseydi, oyunun kalbine bu kadar rahat neşter atamazdı. Merkezi İsviçre'de, vergi muafiyetiyle semiren, kağıt üzerinde "kamu yararına çalışan" ama fiiliyatta yöneticilerine milyarlar akıtan bir darphaneden bahsediyoruz.

O darphanenin başındaki adam için futbol bir tutku değil; hammadde.

Şimdi durup karşı tarafı da dinleyelim. Adil olmak lazım.

"Futbol değişir, değişmeli" diyenler haksız mı? Değil. Gol çizgisi teknolojisine kim itiraz edebilir? Beş oyuncu değişikliği, sıkışık fikstürde oyuncuyu koruyor. VAR tartışmalı, kabul. Ama arkasındaki niyet adalet, o niyete........

© Nefes