menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Halk TV’deki krizin arka yüzü

11 1
17.03.2025

O akşam Barış Pehlivan, Rasim Ozan Kütahyalı ile yapılmış söyleşiyi gördüğünde şaşırdı, böyle bir ismin Halk TV logosu altında ve abartılı övgülerle yayınlanmasına üzüldü de.

Hemen Barış Terkoğlu’na haber verdi; o da söyleşinin linkini kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na gönderdi, sonra da aradı. Mahiroğlu, söyleşiyi yeni öğrendiğini belirterek, “Hemen yayından kaldırtacağı” yanıtını verdi. Telefonu kapatan Terkoğlu, aldığı yanıtı Pehlivan’a aktardıktan sonra canlı yayına girdi.

O sırada araç kullanan Mahiroğlu, aracını bir yere çektikten sonra kanaldan ilgili yöneticiyi arayıp, videonun kaldırılmasını söyledi. Ama aradan 22 dakika geçmişti; söyleşinin kaldırılmadığını gören Pehlivan da daha fazla beklemeye gerek olmadığını düşünerek söyleşiyi eleştiren paylaşımda bulunmuştu Mahiroğlu, birkaç dakika sonra Pehlivan’ın paylaşımını görünce sinirlendi, tekrar kanalı arayıp “Yayından kaldırmayın” talimatı verdi.

Pehlivan, Mahiroğlu’nu kızdıran paylaşımında, söyleşi yapan muhabirin Kütahyalı’yı tanımadığına dikkat çekerek, “Bu çok üzücü. Kütahyalı, Türkiye’deki bugünkü çürümüşlüğün medyadaki ayaklarından biridir. Kürt açılımı meselesinde böylesi birine ‘bilge’ rolü vermek büyük bir hatadır” görüşünü dile getiriyordu. Eleştirisini, “Halk TV, bu toprakların yüz akı bir televizyon kanalıdır. Bu birikime ve emeğe yakışmayan bir söyleşi olmuş” diye noktalıyordu.

Terkoğlu da yayından çıktıktan sonra Pehlivan’ın paylaşımını retweetledi; ardından Timur Soykan, Murat Ağırel ve Şule Aydın da destek verdiler; söyleşiye yönelik tepkiler hızla arttı.

Hemen belirteyim, Kütahyalı ile söyleşi yapmak editoryal tercihtir, yapılabilir. Mesele Pehlivan’ın da vurguladığı gibi nasıl yapıldığı. Kütahyalı’yı, medyadaki geçmişinden hiç söz etmeden, İmralı süreci ile ilgili uzman gibi sunmak, övgülerle iade-i itibarda bulunmak yanlıştı.

Kuşkusuz her gazetecinin çalıştığı kurumdaki yayına itiraz hakkı vardır. Ama itiraz öncelikle kurum içinde dile getirilir. Pehlivan’ın da tepkisini dışa vurmadan önce o söyleşinin kaldırılması için çaba harcaması daha doğru olurdu.

Krizi tırmandıran, bunca tepkiye rağmen ertesi sabah bile söyleşinin yayından kaldırılmaması oldu. İlk ayrılık kararı “Halktv bulunmak istediğim noktanın uzağına düştü: Rasim Ozan Kütahyalı’yla” diyen Serpil Yılmaz’dan geldi.

Mahiroğlu da sabah saatlerinden itibaren “Kayda Geçsin” programına çıkıp, eleştirilere cevap vermek için baskıya başladı. Şule Aydın ve ekiptekiler, Halk TV’nin zarar göreceği gerekçesiyle karşı çıktılar. Mahiroğlu yerine genel yayın yönetmeni ya da ilgili editörün çıkmasını önerdiler. Bu önerileri kabul etmeyen Mahiroğlu, kendisi çıkmazsa programın da olmayacağını söyledi.

Böylece ipler kopma noktasına geldi ama ekip, programa çıkmak üzere beklemeyi sürdürdü. Hatta konuklarını da beklettiler. Ama Mahiroğlu, akşam saatlerinde sosyal medyadan sert bir yanıt vererek, gerginliği bir üst aşamaya taşıdı.

“Sosyal medyada bir grup Halk TV programcısı tarafından bana ve kanala yönelik kampanya başlatıldı” diye söze giren Mahiroğlu, Kütahyalı ile söyleşiyi “yol kazası” olarak nitelendirdi. Genel Yayın Yönetmeni gibi davranan Mahiroğlu, “O röportajın yapıldığından haberim yoktu. Olsaydı onay vermezdim” dedi; paylaşımdan önce kendisini aramadığı için Pehlivan’a serzenişte bulundu. “Cevap hakkı”nı kullanma isteğinin kabul edilmemesinden yakındı.

Mahiroğlu katılmadan programlarını yapma........

© Muhalif