menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laik Siyasetçiler “Din” Hakkında Konuşabilir mi?

10 1
12.02.2025

Laiklik kavramı dilimize söz ve yazı olarak meşrutiyet yıllarında girmiştir ve “La-Dini” olarak tercüme edilmiştir. Modernleşme döneminde “Laiklik” Müslümanların tasavvurunda, “La-dini – dinsizlik” olarak yer almıştır. Yabancı dillerde yaklaşık olarak karşılığı “Sekülarizm” olarak geçer.

Anayasa Mahkemesinin çeşitli tarihlerde aldığı bazı kararlara göre laiklik, “Ortaçağ dogmatizmini yıkarak aklın öncülüğünü, bilimin aydınlığı ile gelişen demokrasi ve özgürlük anlayışını, uluslaşmayı, bağımsızlığı, ulusal egemenliği ve insanlık idealini temel kılan uygar bir yaşama biçimidir.” “Ortaçağ dogmatizminin yıkılması” olarak ifade edilen husus, dinin – kutsal olanın siyasi, iktisadi, hukuki ve içtimai alanlardan uzaklaştırılması, soyutlanmasıdır.

Laikliğin en belirgin unsuru, “din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.” Yani anayasasında laiklik ilkesi bulunan ve siyasi organizasyonu laiklik üzerine kurulan devletlerde, dinin ve dini referansın herhangi bir belirleyiciliği yoktur. Dolayısı ile siyasetçilerin de yapıp ettikleri idari işlerde din ile herhangi bir işi yoktur. Bundan dolayı, devlet laik ise, siyasetçileri de dünya tasavvuru açısından laiktir. “Devlet laik olur, kişiler laik olmaz” söylemi şeytani bir söylemdir. Bu söylem devletin vatandaşı için geçerli olabilir, lakin siyasetçi için söylenmesi imkân dışıdır. Zira cari düzeni yürüten kişilerdir ve onlarda laiktir.

Laik devletin laik siyasetçilerinin kendilerini Müslüman, Hıristiyan, Yahudi, Marksist – Komünist, Liberal, Muhafazakâr, Milliyetçi, Demokrat vb. sıfatlarla anması, bu hakikatin üstünü örtemez. Kendisinin Müslüman olması, Hıristiyan olması, Yahudi olması vicdani tercihidir. İnancının gereklerini vicdanına ve ibadet mekânlarının........

© Mir'at Haber