YAŞANMAYAN KÜLTÜR OLABİLİR Mİ?
YAŞANMAYAN KÜLTÜR OLABİLİR Mİ?
Hemen herkesin, çoğu zaman kendi varlığını ve aidiyetini ifade etmek için kullandığı kültür, Batı kaynaklı bir kelime. İbn Haldun, bu kelimenin yerine umran kelimesini koymasına rağmen, toplum olarak kendi bilgi ve kavramlar sistemimizle bağlantımızı zayıf olduğu için kültür kelimesini farkında olmadan kullanmaktayız. Keşke, kendi kavramlarımıza sahip olup, kendi düşünce sistemimizi doğru ve etkin bir şekilde kullanabilseydik. Ama maalesef, bunu yapamadık.
Kültür, bana göre bir yaşama anlayışı ve sistemidir. İnanç, fikir, gelenek, mekân ve sosyal ilişkilerde, kendi sistemimizi ve aidiyetimizi sağlayan her şey. Bu kavramları, medeniyet olarak da açıklayanlar var. Bu iki kavram arasındaki ayrımı yapabilenler varsa da, medeniyetin kültürün biraz daha oturmuş ve olgunlaşmış şekli olduğu noktasında, bir derece farkı ile kültürden farklılaştığını görüyoruz.
Burada önemli olan, kişinin kendi varlığını dayandırdığı inanç, fikir ve ahlak kavramlarıdır. Yani, önce inanıyoruz, sonra bunu düşünce sistemimizde kabul ve tasdik ediyoruz ve daha sonra da bu varlık anlayışının, ahlaki boyutunu bir hayat ve ilişkiler tarzı olarak gerçekleştiriyoruz. Oldukça, mantıklı bir süreç olarak bu sistem bizler tarafından sahiplenilmektedir.
Aslında yazının başlığı da, bu gerçeğin olup olmadığını kendimize sormamız gerektiğine işaret ediyor. Eğer, bir hayat anlayışı veya sistemi, uygulanmıyorsa; onun varlığından bahsetmemiz doğru değildir.”........
