menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İŞİ EHLİNE VERMEMEK ÜMMETE İHANETTİR

34 0
14.10.2026

İŞİ EHLİNE VERMEMEK ÜMMETE İHANETTİR

Müslümanların ellerinde siyasal velayetle ilgili onlarca ayet ve kâfirlerin siyasette egemen olmamalarıyla alakalı yüzlerce hadis olmasına rağmen, yakın tarihimizin İslâm düşmanlarını övgü üzerine bina edilmesini, onların ölüleri anılırken “merhum” ifadesinin kullanılmasını, küfrü açık birisine devletin en üst kurumundaki Diyanet yetkilisinin cenaze namazı kıldırmasını ve bu konularda ilkesiz kalınmasını, muharref dinlerden semavi, ilahi ve İbrahimi diye bahsedilmesini, laikliği meşrulaştırmak için hocalar tarafından Kur’an’dan deliller getirilmesini, takip edilen pozitivist eğitim modeli sayesinde günde yüz binlerce gencin Müslümanlıkla bağının koparılmasını, ehli kitaptır diyerek Hristiyan batının ve siyasal-ekonomik paktlarının meşrulaştırılmasını, dağıtımda dengeyi gözetmeyen ve enflasyonist siyaset takip eden idarecilere sessiz kalınmasını, emniyetlerin zayi olmasına ve vahyin hukukun dayanağı olmaktan çıkarılmasına rağmen hâlâ ülkeye dar’ü-l İslâm denilmesini, Allah’a rağmen helal ve haram tayin edilip başta faiz olmak üzere birçok haramın helal gibi muamele görmesini, dinin halkaları tek tek sökülürken idrak kaybının yaşanmasını, dine karşı savaş açan yöneticilerin uygulamalarının tevil edilmesini, Müslümanların yıllarca sağ ve sol kulvardaki partilere ucuz oy deposu olarak sunulmasını, Kur’an ve sünnet ortadayken bir siyasal projenin dünyaya deklare edilememesini, Müslüman toplumların idarelerine batılılaşmayı din haline getiren modernistlerin hâkim olmasını anlamak mümkün değildir. Dünyanın her yerindeki Müslümanın üç aşağı beş yukarı yaşadığı bundan ibarettir. Müslümanlığa bütüncül ve kaynakları göz önünde bulundurarak bakan mü’minlerin bu konuda özellikle Ebu Hanife’nin Mansur Dönemindeki muhalefetini okumalarını öneriyoruz. Ebu Hanife’ye göre Mansur imamete layık olmadığı için İmam[1], Müslümanların ona karşı kıyam etmeleri şeklinde fetvalar veriyordu. Mansur gibi bir adama bile, yönetime daha ehliyetli olan varken[2] idareyi gasp ettiğine inandığından dolayı, karşı çıkmayı veya kıyam etmeyi yetmiş defa haccetmeden daha sevap gören Ebu Hanife (rh.a.) günümüz (sağcı-solcu) Müslümanlarını(!) görseydi acaba nasıl bir fetva verirdi? Bunu da şayet varsa ulema düşünmelidir. Burada şu hakikati paylaşalım; İmam Ebu Hanife başta olmak üzere fıkıh imamlarımızın hiçbirinde zalime itaati meşru gören bir ifade yoktur.[3]

Zalim bir siyasetin Müslümanlara hâkim olmasını istemeyen Hz. Peygamber(s.a.v.), atadığı yöneticilerin Kur’an’a vakıf olmalarına önem vermiştir. Tebük Seferi’nde ordu komutanı........

© Mir'at Haber