ALLAH BİRDİR; İKİ ALLAH’TAN BİRİ DEĞİLDİR
ALLAH BİRDİR; İKİ ALLAH’TAN BİRİ DEĞİLDİR
“Allah birdir” sözü, yalnızca sayısal bir birlik ifadesi değildir. Bu söz, insanın hayatını, aklını, kalbini, iradesini, hukukunu, ahlâkını, siyasî ve toplumsal duruşunu belirleyen en temel hakikattir. Tevhid, Allah’ın varlığını kabul etmekten ibaret değildir; Allah’ı tek yaratıcı, tek rab, tek ilah, tek hüküm sahibi, tek mutlak otorite, tek sığınılacak merci ve tek kulluk edilecek varlık olarak kabul etmektir.
Toplum içinde zaman zaman “Allah bir” ifadesi yanlış veya eksik anlaşılmıştır. Sanki mesele, insanların “iki Allah vardır” demesiymiş gibi algılanmıştır. Hâlbuki tarih boyunca cahiliye topluluklarının temel sapması çoğu zaman “iki Allah vardır” demek değil; Allah’ı kabul ettikleri hâlde O’nun yanında başka güçlere, putlara, şahıslara, ideolojilere, geleneklere, yöneticilere, nefislere veya toplumsal otoritelere ilahlık payesi vermeleridir. Kur’an’ın itiraz ettiği asıl mesele budur: Allah’ın varlığını kabul edip hayatı Allah’tan bağımsız düzenlemek.
Kur’an, Mekke müşriklerinin Allah’ı inkâr etmediğini açıkça bildirir. Onlar gökleri ve yeri yaratanın Allah olduğunu kabul ediyorlardı. Fakat buna rağmen Allah’a ortak koşuyor, O’nun dışında birtakım varlıkları aracı, koruyucu, hüküm koyucu ve kendilerine yakınlık sağlayıcı güçler olarak görüyorlardı. Kur’an şöyle buyurur: “Andolsun, onlara: ‘Gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye sorsan, mutlaka ‘Allah’ derler.”¹ Bu ayet, cahiliyenin Allah’ı tamamen reddetmediğini; fakat Allah inancını hayatın merkezine yerleştirmediğini göstermektedir.
Bu nedenle “Allah birdir” demek, “Allah iki değildir” demekten çok daha derin bir anlam taşır. Allah birdir; yani O’nunla birlikte hüküm koyacak, helâl-haram belirleyecek, insanın nihai bağlılığını isteyecek, kalbin en büyük sevgisini talep edecek, korkunun ve umudun merkezine yerleşecek başka hiçbir ilah yoktur.
“İlah” kelimesi, yalnızca tapılan heykel veya put anlamına gelmez. İlah; kendisine kulluk edilen, mutlak bağlılık gösterilen, emirlerine kayıtsız şartsız boyun eğilen, kendisinden medet umulan, uğruna hayatın şekillendirildiği varlık veya otorite demektir. Bu yönüyle ilah kavramı insan hayatının merkezinde yer alır.
Bir insan Allah’a inanabilir; fakat hayatında Allah’ın hükmünü belirleyici kılmazsa tevhidi eksik anlamış olur. Çünkü tevhid sadece “Allah vardır” demek değildir. Tevhid, “Allah’tan başka ilah yoktur” demektir. Bu ifade, önce bütün sahte ilahları reddeder, sonra yalnız Allah’a kulluğu kabul eder. Bu nedenle kelime-i tevhid, yalnızca bir inanç cümlesi değil, aynı zamanda bir hayat ilanıdır.
Kur’an bu hakikati en açık biçimde şöyle bildirir: “Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O’ndan başka ilah yoktur. O Rahmân’dır, Rahîm’dir.”² Bu ayet, Allah’ın birliğini hem inanç hem kulluk hem de hayat düzeni bakımından ortaya koyar.
Cahiliyenin İlah Anlayışı
Cahiliye, Allah’ı hiç bilmeyen toplum demek değildir. Cahiliye, Allah’ı gereği gibi tanımayan, O’nun hakkını O’na vermeyen, hayatı vahiyden bağımsız kuran anlayıştır. Mekke cahiliyesinde insanlar Allah’ı biliyorlardı; fakat putları Allah’a yaklaştırıcı vasıtalar kabul ediyorlardı. Kur’an onların bu anlayışını şöyle aktarır: “Biz onlara ancak bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.”³
Bu anlayış, açık bir putperestlik olduğu kadar, insanın Allah ile arasına sahte aracılar koymasıdır. Kur’an bu anlayışı reddeder. Çünkü Allah insana şah damarından daha yakındır; O’na ulaşmak için putlara, kutsallaştırılmış şahıslara, mutlaklaştırılmış geleneklere veya ideolojik yapılara ihtiyaç yoktur.
Cahiliyenin ilah anlayışı sadece taş ve ağaçtan yapılmış putlarla sınırlı değildir. İnsan bazen kendi nefsini ilah edinir. Kur’an bu durumu şöyle haber verir: “Hevâsını ilah edineni gördün mü?”⁴ Bu ayet, ilahlığın sadece mabedlerde değil, insanın arzularında, kararlarında ve tercih sisteminde de ortaya çıkabileceğini gösterir.
Bugün insan, Allah’ın haram dediğini normalleştiriyor, Allah’ın emrini çağ dışı görüyor, nefsinin isteklerini hayatın ölçüsü yapıyorsa, bu ayetin uyardığı tehlikenin içine düşmüş olur. Modern çağın putları bazen heykel değildir; makam, para, şöhret, ideoloji, piyasa, devlet, lider, cemaat, moda, arzu ve çıkar olabilir.
Allah’ın Cahiliye İlah Anlayışına İtirazı
Allah’ın cahiliyeye itirazı, sadece putların varlığına değildir. Asıl itiraz, insanın Allah dışında mutlak otoriteler üretmesinedir. Çünkü Allah yaratandır; yaratan ise hükmetme hakkına sahiptir. Kur’an şöyle buyurur: “Dikkat edin, yaratmak da emretmek de yalnız O’na aittir.”⁵
Bu ayet, tevhidin en temel esaslarından birini ortaya koyar: Yaratma Allah’a ait olduğu gibi, emretme ve hüküm koyma yetkisi de Allah’a........
