KUSURSUZLUK BEKLENTİSİNİN HAYATIMIZA ETKİLERİ
KUSURSUZLUK BEKLENTİSİNİN HAYATIMIZA ETKİLERİ
Kusurlarımızla kavgalıyız. Sadece kendi kusurlarımızla değil, el âlemin kusuruyla da fazlasıyla meşgulüz. Belki de kendimizi kusurlu bulduğumuz için başkalarının kusurlarıyla bu kadar çok ilgileniyoruz. Arifler; kusur, görendedir, demişler. Nasıl bakarsan öyle görürsün. Hoş bakan, hoşluk görür; kem gözle bakan da kemlik görür. Buradan her kusuru hoş görmeli, hatta örtmeli gibi bir anlam çıkarılmasın. Kusurlar da görülecek elbet, ancak düzeltmek için, gelişime katkıda bulunmak için, benlik değerini düşürme maksadı güdülmeden kusurlar dile getirilecek.
Atalar, kul kusursuz olmaz, her güzellik bir arada olmaz, demişler. Hepimiz kendimize özgü kusurlarımızla meziyetlerimizle herkesten farklıyız, bir taneyiz. Böyle ayırt ediliyoruz. Tek yumurta ikizleri bile birebir aynı değil, birbirlerine benzer yapıdadırlar. Yaratılışımızdan gelen bu çeşitliliğin bir getirisi olarak farklılıklarımızı kabullenip sahiplensek, belki de kusur gibi görülen özelliklerimizi kendimize dert edinmeyeceğiz, el âlem de bizi kusurlu görmeyecek, görse bile bizi üzmeyi başaramayacak.
Gençliğe adım atarken özellikle fiziksel özelliklerimizi fazlasıyla önemseriz. Öz değerimizi başkalarından aldığımız beğeni ve takdirlere göre belirleriz. Bu kadar onaya ve alkışa ihtiyaç duymasak, kendilik değerimizi başkalarının insafına bırakmasak benlik algımız daha özgür daha özgüvenli olacaktır. Fakat bu düşünceyi ergenlik dönemindeki bir gence anlatmak ve her zaman içselleştirmesini beklemek kolay değildir.
Güzel bir kız, üniversiteye parlak bir başarıyla girmiş. Kendisi kadar başarılı olamamış arkadaşları, bula bula onun burnunun görüntüsüne takmışlar. Hiç abartılmayacak bir özellik kızcağızın kâbusu olmuş. Derken ders başarısı düşmüş, estetik ameliyat olmuş ama gene de kendini arkadaşlarının arasında bir yabancı gibi hissediyormuş. Oysa en baştan arkadaşlarının yıpratma tekniklerini umursamasaydı, dik durabilseydi, kendisiyle uğraşmayı bırakabilirlerdi. Benzer muameleyle karşılaşan bir iş insanının verdiği cevapta ise hayat tecrübesi kendini göstermiştir: “Atta alın, yiğitte burun olur.” demiş. Burnunun büyüklüğünden dolayı kendisine sataşanları öylece susturuvermiş.
Kusursuzluk beklentisinin etkileri sadece fiziksel görünümümüzle sınırlı değildir. Hayatın her alanında mükemmellik tutkusu, sanılanın aksine çoğu zaman işlerimizi aksatabiliyor. Mükemmele ulaşmak bazen de gözümüzde büyüdüğü için işlerimizi erteleyebiliyoruz veya........
