SÜNNİ VE ŞİİLERİN MESİH-MEHDİ BEKLENTİSİ
SÜNNİ VE ŞİİLERİN MESİH-MEHDİ BEKLENTİSİ
İslam’ın bilgi edinme usulü açısından bakıldığında Kur’an ve Sünnet istinbat edilecek bilgi ve hükümlerin asli iki kaynağıdır. Hz. İsa hakkında Kur’an-ı Kerim’de geniş bilgiler (93 ayette) verilmektedir. (1) Ancak mucizevi doğumu, annesi bakire ve temiz Meryem’in başından geçenler, kavmiyle olan ilişkisi ve ref’iyle ilgili bilgiler olduğu halde, bu Ulu’l-azm peygamberin bir daha dünyaya geri geleceği, ref’edildiği makamdan dünyaya nüzul edeceği yolunda açık bilgiler yoktur. Hz. İsa’nın nüzuluna kail olanların işaret ettiği üç ayet müteşabihtirler:
1) Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyâmet günü, o da onların aleyhine şahit olacaktır. (4/Nisa, 159);
2) Selâm üzerimedir; doğduğum gün, öleceğim gün ve diri olarak yeniden-kaldırılacağım gün de. (19/Meryem, 33);
3) Şüphesiz o, kıyâmet-saati için bir ilimdir. (43/Zuhruf, 61).
Mesih’in gelişiyle ilgili Kütüb-ü Sitte’de, Buhari ve Müslim’de açık hadisler vardır (Buhari, Enbiya, 49; Müslim, 242.) (2)
Mehdi’nin zuhuru veya gelişiyle ilgili de herhangi bir ayet yoktur. “H-d-y” kökünden türemiş 316 kelimenin geçtiği hiçbir ayette bu anlamda “Mehdi”den bahsedilmez. (3) Böyle olmakla beraber konuyla ilgili rivayet edilen 100 civarında hadis mevcuttur ki, bunlardan yaklaşık 40 tanesinin ‘sahih’ olduğu söylenmektedir. (4) Bu hadisler de Buhari ve Müslim’de yer almamaktadır. (5) İbn Haldun, Mehdi inancını tarihsel ve toplumsal durumlara bağlamış, bu arada bu inanca mesnet teşkil eden haberlerin bir kritiğini yapıp söz konusu haber ve rivayetleri güvenli bulmamıştır. (6)
Genel kanaate göre bu konu h. 5. yüzyılda Müslüman dünyada halk arasında ortaya çıktı ve vaizler –bir parça kassaslar- tarafından yaygın bir beklenti ve konuşma mevzuu haline getirildi. Sünni akaid kitaplarında yer alması h. 8. yüzyıldan daha erken değildir. Demek ki, kitabi bir mesele haline gelmesi için neredeyse üç yüz sene beklemek gerekmiş bulunmaktadır. (7)
Edille-i Şer’iyye bakımından bu konuda bir “icma”dan söz edilemez. Belli başlı kelam alimleri ve kelam mezhep otoriteleri –mesela Eş’ari ve Maturidi- bu konuyu eserlerine alıp da mütalaasını yapmaya değer bulmamışlardır. Ebu Hanife’ye nispet edilen el Fıkhu’l-Ekber’de bu konuya değinilmez. “Kıyas”a konu olacak bir mesele olmadığı zaten açıktır.
Mesih’in inişi-Mehdi’nin zuhuru, bir inanç (akaid) meselesi olmakla beraber İslam ahkamı nokta-i nazarından “Usulu’d-din”den olmayıp “Furu’d-din”e ait olduğunu gösterir. Nihayetinde referansını teşkil eden hadislerin her biri birer “Haber-i ahad” olduğundan inanıp inanma kişinin vicdani kanaatine ve ferdi temayülüne kalmış görünmektedir; konuyla ilgili hadislerin “tevatür” derecesinde olduğuna ilişkin iddia, inanca kuvvet kazandırma amaçlı bir yakıştırmadır, tevatür derecesinde haber ve rivayetlerin Sahiheyn’de yer almaması, iki büyük Kelam doktrin imamının ilgisini çekmemesi düşünülemez.
Bundan çıkaracağımız ilk netice şudur: Hz. İsa’nın nüzulüne ve Mehdi’nin zuhuruna inanmayan bir Müslüman dinden çıkmış olmaz, bu konuda inancında herhangi bir bozukluk iddiası olduğu öne sürülmez. Buna mukabil İsa’nın nüzulünün ve Mehdi’nin zuhurunun, istikbalde vuku bulacağına inanan kimse de bu inancından dolayı da tekfir edilmez; zira müteşabih ayetlerden veya sahih olmayan hadislerden hareketle edenler bir “te’vil” üzere bu inanca sahip bulunmaktadırlar; “te’vilde de tekfir yoktur.” Kısaca yerleşik ve makbul usul açısından bu inanca sahip olanlar ve olmayanlar birbirlerini tekfir edemezler, bizim için altı çizilecek hüküm cümlesi budur.
Mehdi inancına sahip Sünnilerin bir bölümüne göre Mehdi’nin olağanüstü özellikleri yoktur, beşer üstü bir varlık değildir, kurtarıcı bir devlet başkanı formasyonuna sahip bir kişilik profili çizmektedir. Daha ilginç olanı kendi kendisinin farkında olmayabilir, yani Mehdi olduğunu dahi bilmeyebilir. Sünnilerin bir başka bölümüne göre ise “supermen” kıvamında bir kurtarıcı (halaskâr)dır ki bu telakki içinde olanların sayısı da az değildir.
Sünni literatür Mehdi’nin “zuhuru”ndan çok “geliş”ine vurgu yapmaktadır. Bunun sebebi belki de Şiiler’de bedeniyle........
