menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

MARİFET ÜZRE AYDINLANMAK

39 5
16.02.2026

MARİFET ÜZRE AYDINLANMAK

Bilindiği üzere tasavvuf ehlinin literatüründe “Bilinmeyen gizli bir hazine idim, bilinmeyi sevdim, bilineyim diye halkı (kâinat) yarattım.” (Aclûnî, Keşfu’l hafa, II, 132)” şeklinde yer alan bir rivayet var. Bu rivayet marifetullah ve genel akaid umdeleri açısından kritik edilmeyi hak eder. Muhaddislerin sıkça kullandığı senet kritiği bakımından bu rivayet sahih kabul edilmemiş, sufilerin görüşlerine mesnet aramak üzere kullandıkları bir söz kabul edilmiştir. İbn Haldun’a göre, bu söz felsefi tasavvufun kurucu ismi Muhyiddin ibn Arabi’nin görüşlerini temellendirdiği önermesidir; İbn Teymiye’ye göre, bu söz bırakın sahih olmayı, zayıf hadis bile değildir.

Söz, hadis olmamakla beraber metin-muhteva açısından bazı yorumlara açık veya müsait olduğu söylenebilir. Şöyle ki, şanı yüce Allah “Fa’alun lima yuriyd (O her dilediğini mutlak manada yapabilendir).” (85/Buruc, 16) Teorik olarak Allah böyle bir istekte veya muhabbette bulunabilir. Ancak izaha muhtaç istifhamlar var:

Bu bir faraziyedir. Bu faraziyeyi teyit edecek bir ayet ve sahih hadis yoktur. Nitekim Acluni, rivayeti mevzuat kategorisinde ele almaktadır.

Bu sözden hareketle, şu soruya tatminkâr bir cevap bulmak güçtür: Allah’ın bir başkası tarafından –ki söz konusu ‘başkası veya başkaları’ O’nun yaratıklarıdır- bilinmeye ihtiyacı mı var? Bilinmeyi dilemişse veya sevmişse, sonradan halk edeceği yaratıklar tarafından bilinmeyi veya sevilmeyi hedeflemiştir ki, bu pek anlamlı görünmüyor. Yaratıklarından insan türünün çoğu (ekseriyet) varlığını kabul ve te’yid etse de, O’nu tanımıyor, bilmiyor ve derin bir cehalet içinde sevmiyor da! Bizzat kendisi insanların çoğunun bilmeyeceklerini, iman etmeyeceklerini, şükretmeyeceklerini söylüyor. Öyle ise, emaneti üstlenip ahdinde durmayacak milyarlarca insanı yaratmasının anlamı nedir?

Hakikat-i halde insan (ilimle değil, ma’rifetle) Allah’ı bilebilir, bilmeli de! Bu insanın kendi mutluluğu ve kurtuluşu için aslî, olmazsa olmaz bilinç halinin gerektirdiği görevidir. Ama bu, Allah tanınmaya ihtiyacı olduğu için değil,  insanın buna zarurî varoluşsal ihtiyacı olduğu için öyledir. Şu halde ihtiyaç insanla ilgili olup Allah’la ilgili değildir; O el Ganidir/müstağnidir, es Samed’tir; hiç kimseye ve hiçbir şeye........

© Mir'at Haber