menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

TÜRKÇE KUR’AN, TÜRKÇELEŞEN DİN

76 0
17.09.2026

TÜRKÇE KUR’AN, TÜRKÇELEŞEN DİN

“Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur, Köylü anlar mânasını namazdaki duanın…”

Ziya Gökalp’ın Vatan adlı şiirinde yer alan bu dizeler, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında din, dil ve millî kimlik arasındaki ilişkinin nasıl tasavvur edildiğini anlamak bakımından dikkat çekici bir örnektir. Şiirde ortaya konulan yaklaşım, dinî hayatın halk tarafından anlaşılabilir bir dile taşınmasını, millî kimliğin ve vatan bilincinin güçlendirilmesinin unsurlarından biri olarak görmektedir.

Bu yaklaşımın kökleri Cumhuriyet döneminden daha geriye, Osmanlı’nın son dönemlerinde gelişen Türkçülük ve yenileşme hareketlerine kadar uzanmaktadır. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte ise dilde sadeleşme ve millîleştirme politikaları, dinî alanda da çeşitli uygulamalarla kendisini göstermiştir. Kur’an’ın Türkçe meal ve tefsirlerinin hazırlanması, bazı hadis kaynaklarının Türkçeye kazandırılması ve Türkçe ezan uygulaması, bu dönemde dinî bilginin toplum tarafından doğrudan anlaşılabilmesi düşüncesinin somut örnekleri arasında yer almıştır.

Burada önemli olan husus, söz konusu girişimlerin yalnızca dinî metinlerin tercümesi olarak değerlendirilmemesidir. Bunlar aynı zamanda Cumhuriyet’in dil, milliyetçilik, modernleşme ve laiklik anlayışının kesiştiği bir alan meydana getirmiştir. Dolayısıyla “Türkçe Kur’an” veya “Türkçeleşen din” meselesi, yalnızca dinî bir tartışma değil; aynı zamanda dil politikası, millî kimlik ve modernleşme ekseninde ele alınması gereken tarihsel bir konudur.

Cumhuriyet’in ilk dönemlerinde Türkçeleştirme ve öz Türkçecilik düşüncesinin dil alanında oldukça ileri boyutlara ulaştığı da bilinmektedir. Atatürk’ün bir dönem “Kemal” adının yazımını “Kamâl” biçiminde kullanması bu dönemin dil anlayışının dikkat çekici örneklerinden biridir. Ancak bu kullanım daha sonra terk edilmiştir.

Öz Türkçecilik ve Türkçülük düşüncesinin bir başka önemli boyutu ise Türk dünyasıyla kültürel ve fikrî bütünleşme arayışıdır. Bu düşüncenin en önemli isimlerinden biri olan Kırım Tatar aydını İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, işte, fikirde birlik” şeklinde özetlenen yaklaşımı, farklı coğrafyalarda yaşayan Türk topluluklarının ortak bir kültürel zeminde buluşmasını amaçlayan önemli bir fikir çerçevesi oluşturmuştur.

Bu noktada din meselesi de dil ve kültür politikalarından bağımsız düşünülemez. Türk dünyasının ortak bir kültürel zeminde buluşması hedeflenirken, farklı bölgelerdeki Türk topluluklarının kullandığı dilin sadeleştirilmesi ve ortaklaştırılması önemli görülmüştür. Cumhuriyet döneminde dinî terminoloji ve ibadet dilinin Türkçeleştirilmesine yönelik girişimleri de bu daha geniş modernleşme ve millîleştirme tartışmaları içinde değerlendirmek mümkündür. Bununla birlikte, bu politikaların tamamını yalnızca Türk dünyasıyla bütünleşme hedefinin sonucu olarak açıklamak tarihsel açıdan........

© Mir'at Haber