BARIŞ’IN KAYBEDENİ OLMAZ MI?
Bazı beylik laflar vardır: “Bu kaderimiz değil, kaderini değiştireceğiz” ya da “Barışın kaybedeni olmaz” gibi. Bazıları ezel ve ebed’i diline pelesenk etmiştir. “Ezeli ve ebedi olan yalnız Allah’tır” (Ali imran 2). Başlangıç ve son O’dur O! Allah (cc) bizleri, mallarımız, canlarımız ve sevdiğimiz her ne varsa, onları artırarak ve azaltarak imtihan edecektir. Bu Peygamberler için de böyle, Firavun, Nemrud, Belam, Şeddat için de böyle. “Yeryüzünde bulunan herkes. Ve herşey fânidir”. (Rahman 26). Japonlar’a “siz Güneşe tapıyorsunuz” derseniz, “Hayır” derler. Onlar Güneş’e farklı bir anlam ve değer yüklüyorlar. Hindular da İneğin kendine tapınmıyorlar. Ya da Mekkeli müşrikler kendi elleri ile yaptıkları puta da tapdıklarını söylemiyor. Onu kendileri yapıyor, tanrılarına atfederek, nisbet ederek, ona farklı bir anlam yüklüyorlar. Allah cc (Kasas 88)’de de şöyle buyuruyor: “Allah ile beraber başka bir ilâha yalvarma! Çünkü O’ndan başka ilâh yoktur. O’nun zâtından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnız O’na aittir. Siz de sonunda O’nun huzuruna çıkarılacaksınız”.
(Tevbe Suresi 31)’de “din büyüklerini, Hz. İsa’yı İlah ve Rab edinmekten söz edenler” kınanır. Evet din ve devlet büyüklerini ya da Allahtan başka hiç kimseyi, doğrudan ve dolaylı olarak İlah ve Rab edinmeyeceğiz. Ama dinleyen kim! “Onlar size bir şey söylediklerinde, siz o söz üzerinde düşünmeden o şeyi, sizden istedikleri yönde kabul ya da reddetmiyor muydunuz, bu onları İlah ve Rab edinmek demektir”. Yandınız siyasetçiler, bürokratlar, din adına birilerine kafalarını kiraya verenler, askerler, polisler, Memurlar, eğer adil şahidler olup, sözü dinleyip Hak olana uyup, batıl, yanlış, çirkin olan bir şey hakkında hiç tereddüt etmeden uyuyorsanız, vay halinize. Unutmayın, ilk dönem Müslümanları, resulullah’a bile, bu sözünüz, vahiy mi, yoksa sizin kendi düşünceniz mi diye soruyorlardı. Savaş şartlarında bile bu böyle. İstişare ve şura ayetlerinin sebebi nüzul’üne bakmak gerek bu konuda.
Selam / Barış Allah’ın bir diğer adıdır. Abdüsselam bu anlamdadır, Mabed’e atfen Darusselam da Barış evi derken Allah’ın evi / Allah’a kulluk edilen ev anlamına gelir. Evet “Barış daha iyidir”. Dua ile savaş istenmez. Ama tek gerçek bu değil. PaxRomana diye bir şey de var. İmparator, kendine bağlı topraklarda bir ihtilaf çıkarsa, onun dediği oluyordu. Barışın şartlarını o belirliyor ve bunu dayatıyordu. Korkuya dayalı bir barış, gerçek bir barış değildir. Bazen 3. Bir ülkeyi ya da topluluğu sömürmek için de iki zalim yönetim kendi arasında geçmiş düşmanlıkları bırakıp, “barış” yapabilir. 1.Dünya savaşındaki İttifak ülkelerini, İtilaf ülkelerini hatırlayın, İngilizler ve Fransızlar o zaman Ruslar’la müttefik değil mi idi. Sonra düşman oldular. Dün Rusya ve Çin düşmandı, bugün dost (!?) oldular. Şimdi de ABD ve Rusya barışıyor(!?). ABD, FKÖ’yü İsraille barışa mı zorluyor? Hayır yanına Gazze’yi de alıp teslim olmaya zorluyor ve bu komploya bizi de garantör yapmak istiyorlar. Zalimlerle adalet ihtiva etmeyen barış Şeytanla barıştır! Barış denilen şey eğer ölümü görüp, hastalığa razı olmaksa, teslimiyet ise o gerçek bir barış değildir. Meşru olan (Şeriat’a uygun/Meşru olan olan) tek barış, Allah’ın rızasına uygun olan Adil bir barıştır. Barış sadece “savaşsızlık hali” değildir. “Sulh” “selaha ermek” ile ilgilidir. Gerçek bir barış, Selamete erme tarafların........
© Mir'at Haber
