Hudeybiye Dersleri
Bismillâhirrahmanirrahîm!
“HUDEYBİYE Barışı” ile ilgili daha önceki yazımızda, bunun “stratejik bir olay” olduğunu belirtmiştik. Müşrikler, muhacir ve ensardan oluşan 1.400 kişilik topluluğun Mekke’ye doğru yola çıktığını öğrendiler. Üzerlerinde savaş araç ve gereçleri olmadığını bildikleri halde, onları Mekke’ye sokmak istemediler. Müslüman toplulukla, Mekke halkının görüşmesinden korktular. Yakınlaşma, ülfet, ünsiyet bağları oluşmasın, istediler.
Allah Resulü (S.A.V.) Hz. Osman’ı elçi göndererek Mekkelilerin bu karardan vazgeçmelerini istedi. Fakat Kueyşliler kararlarında ısrarcı ve inatçı oldular. Bir süre geçtiği halde Hz. Osman geri dönmemişti. Öldü sandılar. Bu arada Allah Resulü (S.A.V.) sahabesini topladı. Hz. Osman geri gelmişti. Onlardan, “Kureyş’e karşı ölünceye kadar cihat edip sebat ederek, Resule (S.A.V.) itaat edeceklerine dair bey’at (söz) aldı. Rıdvan ağacının altında yapılan bu sözleşmeye “Rıdvan Bey’atı” denildi.
Mekke-Hudeybiye arası deve yürüyüşüyle 10 günlük yoldu. Geriye 1 günlük yol kalmıştı. Müşrikler de Hudeybiye’ye geldiler. Allah Resulünden “barış” yapmayı istediler. Görüşmelere geçildi. Mekke müşrik devleti sahabenin Kâbe ve Mekke ziyaretini bu sene değil de, gelecek yıl yapmalarında “ısrarcı” oldular. Ziyaret olsaydı bile ancak üç günlüğüne olacaktı. Mekkeli bir kişi Medine’ye sığınırsa geri verilecek; Müslümanlardan müşriklere sığınanlar geri verilmeyecekti.
Hudeybiye Anlaşması Müslümanlara ağır geldi. Hele, Medine’ye geri dönecek olmaları… Allah Resulü (S.A.V.) de, içinde “barış” olan anlaşmayı yapmak istiyordu. Nihayet........
