menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Irkçı emperyalizmin taşeronları olan sözde dini yapılarla maskeler düşüyor ve hakikat ortaya çıkıyor

11 0
20.03.2026

Yazıma başlarken, tüm milletimizin ve İslam âleminin Ramazan Bayramı’nı tebrik ediyor, başta Gazze olmak üzere tüm mazlum coğrafyalara huzur, milletimize birlik ve kardeşlik getirmesini temenni ediyorum; bayramın manevi ikliminde dinin nasıl istismar edildiğini ve hakikatin nasıl gölgelendiğini bir kez daha düşünmek zorundayız.

Bazen bir haber sadece bir olay değildir.

Bazen bir gelişme, yıllardır göz ardı edilen gerçeklerin yeniden su yüzüne çıkmasıdır.

Son günlerde gündeme gelen DEAŞ tartışmaları da tam olarak böyle…

Perdenin arkasında neyin döndüğünü, kimin neyi kullandığını, ve dinin nasıl istismar edildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Ve artık şu gerçeği açıkça söylemek gerekiyor: Buna din değil, buna “Allah ile aldatma” denir.

Çünkü İslam; adaletin, merhametin ve hakkın dinidir.

Ama bugün bazı yapılar dini; korkunun, şiddetin ve çıkarın aracı hâline getirmiştir.

Bugün gençleri kandıran, “cihad” diyerek ölüme sürükleyen anlayışın İslam’la hiçbir ilgisi yoktur.

Buradan açık söylüyorum: Eğer birisi size din adına nefret öğretiyorsa, silahı kutsuyorsa, insan öldürmeyi meşrulaştırıyorsa…

O kişi sizi Allah’a değil, karanlığa çağırıyordur.

Böyle insanları hayatınızdan uzaklaştırın.

Bugün yaşananlar sadece bir terör tartışması değildir.

Aynı zamanda yıllardır yapılan uyarıların ne kadar haklı olduğunu da göstermektedir.

Milli Görüş hareketinin dünya siyaseti ile ilgili öngörüleri birer birer doğrulanmaktadır.

Yaşanan olaylar, Milli Görüş’ü o denli haklı çıkarmıştır ki artık görmezden gelmek mümkün değildir.

Yıllarca bu hareketin dile getirdiği gerçekler küçümsendi, “safsata” denildi.

Özellikle ırkçı emperyalizm gerçeği anlatılırken aynı tepkiler verildi.

Hatta bugün DEAŞ zihniyetine sahip bazı sözde dini yapılar bile o gün bu uyarılarla alay ediyordu.

Ama bugün gelinen noktada görüyoruz ki: Gerçek değişmedi.

Sadece haklı olan ortaya çıktı.

Irkçı emperyalizmin ne zaman taşerona ihtiyacı olsa, din adına ortaya çıkan sözde “cihatçı” yapılar bir anda sahneye sürülüyor.

Uzun süre ortada görünmeyen bu yapılar, ihtiyaç duyulduğu anda ortaya çıkarılıyor ve görev bitince yeniden kayboluyor.

Bugün Irak’ta, Suriye’de gördük.

Dün Afganistan’da gördük.

Aynı senaryonun İran üzerinden sahnelenmeyeceğini kim söyleyebilir?

İşte tam da bu noktada çok net bir ölçüye ihtiyaç var: Milli Görüşçüler tarafından onaylanmayan, çizgisinden uzaklaşıp ne olduğu belirsiz grup ve tarikatların peşine düşenler; çoğu zaman hakikati değil, istismarı bulur.

Bu yüzden bu asrın evliyaları; adaletten şaşmayan, hakikati eğip bükmeyen Milli Görüşçülerdir.

Çünkü onlar; güce göre değil hakka göre konuşur, menfaate göre değil adalete göre hareket eder, korkuya göre değil istikametle yürür.

Bu yüzden bugün yapılması gereken nettir: Milli Görüşçü bulup, onun sözünden feyz almak, onun duruşundan istikamet almak gerekir.

Bugün mesele sadece DEAŞ değildir.

Mesele, dinin kimlerin elinde nasıl kullanıldığıdır.

Ve bu istismarın adı nettir: Allah ile aldatma.

Eğer bu oyunu bozmak istiyorsak; gençlerimizi doğru bilgiyle buluşturmalı, hak ile batılı ayırmayı öğretmeli ve en önemlisi adaletten sapmayan bir çizgide durmalıyız.

Çünkü hakikat nettir: Din, kan dökmek için değil; adaleti yaşatmak içindir.


© Milli Gazete