Irkçı emperyalizm herhangi bir operasyona hazırlanırken epstein gibi dosyaları açar
Dün “İran’a psikolojik savaş ve dış müdahale” başlığıyla bir yazı kaleme aldım. Bugün ise aynı dosyaya başka bir yerden bakmak gerekiyor. Çünkü bazen asıl mesele, yüksek sesle söylenenler değil; aynı anda servis edilen başka dosyalardır.
Bugün Almanya başta olmak üzere Batı basınını yakından takip eden herkes dikkat çekici bir tabloyla karşı karşıya. Irkçı emperyalizm, herhangi bir operasyona hazırlanırken Epstein gibi dosyaları devreye sokuyor. İran gerilimi tırmanırken Batı basınında Epstein dosyalarının yeniden servis edilmesi, askerî hamlelerin yalnızca sahada değil; medya, arşiv ve istihbarat kanalları üzerinden de yürütüldüğünü açıkça gösteriyor. Operasyon öncesi dosyalar açılıyor, mesajlar veriliyor, karar alıcılar sistemli biçimde baskı altına alınıyor.
Uluslararası siyasette bazı dosyalar vardır; açılma zamanları da kapanma biçimleri de rastlantı değildir. Ne zaman küresel ölçekte bir askerî müdahale ihtimali konuşulsa, ne zaman bir ülke hedef tahtasına konsa, aynı anda geçmişten bekletilmiş belgeler, arşivler ve “skandal” başlıkları dolaşıma sokulur. Bugün İran dosyası etrafında yaşananlar, bu yöntemin yeniden devrede olduğunu gösteriyor.
Batı basınını, özellikle Alman gazetelerini yakından izleyen herkes aynı tabloyu görüyor: İran gerilimi yükseldikçe, Epstein dosyaları da eş zamanlı olarak ısıtılıyor.
Jeffrey Epstein dosyası artık basit bir ahlak ya da adli vaka olarak okunamaz. Ortaya saçılan belgeler, ilişkiler ağı ve seçilerek servis edilen bilgiler; tekil bir suç hikâyesinden çok, devasa bir baskı ve yönlendirme mekanizmasını işaret ediyor. Dosya, hukuki bir sürecin doğal akışından ziyade, gerektiğinde açılan, zamanı gelince yeniden kapatılan operasyonel bir araç gibi kullanılıyor.
Dikkat çekici olan şudur: Bu dosya hiçbir zaman tamamen açılmadı. Ama hiçbir zaman da tamamen kapatılmadı.
Ne gerekiyorsa o kadar sızdırıldı.
Ne gerekiyorsa o kadar........
