“Bir kavim kendisindekini değiştirmedikçe…”
‘SosYO-EKONOMİK Tufan’ ülkemizi ve dünyayı sarmış durumda…
Çare ve çözüm önerilerimiz bu yazılarda; uygulanmayı bekliyor…
Önceki yazılarla birlikte okunmasını da tavsiye ederek devam…
Aileyi düşünün. Komşuluğu düşünün. Usta-çırak ilişkisini düşünün. Mahalle kültürünü, imeceyi, söze güveni, büyüğe hürmeti, küçüğe merhameti, vatan ve millet için sorumluluk hissetmeyi düşünün. Bunların hepsinin aynı ölçüde devam ettiğini söyleyebilir miyiz? Elbette hayır. Şimdi asıl soruyu soralım: Bunların her biri birbirinden bağımsız biçimde mi zayıfladı, yoksa aynı dönüşümün farklı sonuçlarıyla mı karşı karşıyayız?
Kanaat zayıfladığında tüketim güçleniyor. Dayanışma zayıfladığında yalnızlık büyüyor. Mahalle ortadan kalktığında insanın dayanacağı sosyal çevre küçülüyor. Aile zayıfladığında sorunları karşılayacak ilk koruma hattı kayboluyor. Güven azaldığında daha fazla sözleşmeye, daha fazla denetime, daha fazla bürokrasiye ihtiyaç duyuluyor. Üretim kültürü gerilediğinde tüketmek başarı göstergesine dönüşüyor.
Bunların her birini ayrı ayrı problem olarak ele alırsanız yıllarca sonuçlarla uğraşırsınız.
Oysa mesele yapraklarda değil, köktedir.
Bir ağacın yaprakları sarardığında yaprakları yeşile........
