“İyilik etmek ömrü artırır, bereketlendirir”
Güzel idare, aile yuvasında da geçerlidir. Koca evin reisidir, kendi sorumluluğu altındakileri güzelce idare etmesi uğurdur. Kötü idare, kötü ahlâk ise uğursuzluktur.
Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: “Güzel idare uğurdur, kötü huy, kötü ahlâk uğursuzluktur. İhsan yani iyilik etmek ömrü artırır, bereketlendirir. Sadaka kötü ölüme engel olur.” Efendimizin bu hadisleri, sosyal hayatımızın her konusunda bizi uyarıyor ve Kur'an'ın emrine, dinimizin emirlerine uygun olarak nasıl yaşayacağımızı gösteriyor. Peygamberimize uymamız Kur'an'da emredilmiştir. Hadislere uymak da bu emrin gereğidir. Peygamberimiz (S.A.V.) asla boş konuşmaz, her ne konuştuysa her sözü vahye dayalıdır. Allah'ın kontrolünde yetişmiş, hayatında hiçbir leke olmayan bir insandır. Din düşmanları, ateistler, filozoflar bile bunu itiraf eder. Örneğin Fransız filozof Voltaire dinsiz bir adam olmasına rağmen, Peygamberimize saldıran papazlara karşı, "Sizi gidi yobaz müfteri papazlar sizi, Muhammed'in hayatında hiçbir leke yok" demiştir. İşte böyle güzel bir peygambere uymak, hayatın her safhasında Allah'ın emridir.
BİZLER NEFİSLERİMİZİN DE İDARECİSİYİZ
Peygamberimiz buyuruyor: "Güzel idare berekettir." İdare denince aklımıza insanları yönetenler gelir: Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, genel müdürler, müdürler. Bunların hepsi bu kapsama girer. Güzel idare aile yuvasında da geçerlidir. Koca evin reisidir, kendi sorumluluğu altındakileri güzelce idare etmesi uğurdur. Kötü idare, kötü ahlâk ise uğursuzluktur. Biz kendi irademizi de idare ederiz. Nefsimiz bir şey istediğinde, eğer dine uygun değilse "hayır" deriz. Biz de kendimizle ilgili kararlar verdiğimiz için kendimizin idarecisiyiz. Bu hadis bize de hitap eder. Kötü ahlâk uğursuzluktur, iyi idare ve güzel ahlâk ise uğurdur, berekettir, rızkı artırır, bereketlendirir, sıkıntı yüzü göstermez, Allah katında ecir ve güzel bir mertebe kazandırır.
KÖTÜ AHLÂK, CEHENNEM ATEŞİNE GİRMEYE SEBEPTİR
Kötü ahlâk ise dünyada başkaları tarafından kınanmaya, küçük görülmeye sebep olur, ahirette de cehennem ateşine girmeye yol açar. İbn Muaz radıyallahu anh şöyle der: "Kötü ahlâk bir kötülüktür. Kötü ahlâklı adamın iyi işler yapması ona fayda vermez. Güzel ahlâk ise iyiliktir, hep uğur ve güzellik getirir." Unutmayalım ki insan hatasız, günahsız olmaz. İnsan beşerdir, hata eder. Hepimizin hataları vardır. Fakat güzel ahlâklı bir insanın yaptığı kötülükler ona zarar vermez, güzel ahlâk onu kurtarır.
“KIRK ZİRA, KUYU SAHİBİNİN HAKKIDIR”
Su çok önemli bir hayırdır, halen de öyle. Belediyeli tazyikli su olsa bile su yine yetmiyor, su hâlâ çok kıymetli. Eskiden tazyikli su yoktu, memleketlere su indirilirdi, kuyu açılırdı. Elhamdülillah umreye gittik geldik, cennet gibi bir vatanımız var. Oysa Mekke'den Medine'ye kadar ne bir nehir var, ne kaynak su. Oradaki insanlar kuyulardan su çıkarır, hatta bazı yerlerde borular döşemişler. Bizim cennet gibi bir vatanımız var. Bir kuyu açıldığı zaman, ister sen aç, ister başkası açsın, kuyunun bir "harimi" vardır. Harim, kuyu açıldığında kimsenin dokunamayacağı, gelemediği, müdahale edemediği, hayvan otlatamadığı yerdir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor: “Kuyunun dört tarafından kırk zira (yaklaşık 20 metre) kuyuyu açanın hakkıdır.” Sen kendi imkânlarınla kuyu açmışsın, o kırk zira içinde kimse hayvan otlatamaz, "Ben de bu sudan alacağım" diyemez. Eğer bir kimsenin develeri veya koyunları varsa, "Ben de sulayacağım" diye kırk zira yaklaşamaz, oradan su alamaz. Sen kuyu kazmışsın, o senin hakkın dinimizin hükmü budur. Gelip geçen yolcular su içmek için oturamaz, araba koyamaz, sohbet edip yemek yiyemez. Kırk zira, kuyu sahibinin hakkıdır. Dinen böyledir. Bu hüküm, memleketten uzak, boş araziler içindir. Uzak yerlerde kırk ziradır. Yerleşim yerlerine yakın arazilerde ise Peygamberimiz, “Yirmi beş ziradır” buyuruyor. Yakın yerlerde yirmi beş zira, uzak yerlerde kırk zira. Çevresinde senin hakkın var, suyu sen tasarruf edeceksin.
ANCAK SU İÇENE ENGEL OLAMAZSIN
Ancak su içmeye engel olamazsın. Bir insan susuz ölmesin diye su içmesine mani olamazsın. Deve, koyun sulamaya gelince, bu sınırlar dâhilinde izin yok. Fakat bir yolcu gelip su içecek olursa engel olamazsın. Peygamberimiz böyle buyuruyor. Ahmed bin Hanbel, Ebû Hureyre'den rivayet etmiştir. Dinimizde kavga yoktur, hüküm budur. Ben kanunlarımıza bir şey demiyorum, dinin hükümlerini arz ediyorum. Müslüman bu hükümlere uyacaktır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, uzak yerlerdeki bu bölge için arz ettiğim hükmü söylüyor: "Hamsûnezirâan" (elli zira) ve şehir içinde yirmi beş ziradır diyor.
