menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yönünü yitiren zihin

16 0
03.02.2026

Her düşünce faaliyeti bir yön tayiniyle başlar. Düşünmek, sadece nesnelere, kavramlara ya da olgulara dair fikir yürütmek değil; aynı zamanda bir yere ait olma, bir istikamete yönelme eylemidir. Yön duygusu, düşüncenin ahlakıdır. Düşünceyi rastgele çağrışımlardan, estetik oyunlardan ve entelektüel gösterişten ayıran şey budur: Bir hakikatin peşine düşmek.

Bugün bu yön duygusu zayıflamış durumda. Bilgi çoğaldıkça istikamet kayboluyor; kavramlar çeşitlendikçe anlam çözülüyor, yöntemler çoğaldıkça maksat buharlaşıyor. Elimizde binlerce kitap, yüzlerce kavram, onlarca yöntem var ama bir hakikat tasavvurumuz yok. Bilmek, artık inşa etmek değil; sadece dolaşmak anlamına geliyor. Zihin, sahici bir merkezden yoksun hâlde dağılmış durumda. Bu yazı, yön duygusunun kaybına, kavramsal boşluklara ve yöntem krizine karşı, yerli ve sahih referanslarla düşünmenin imkânını tartışmayı amaçlıyor. Çünkü kavramlar, tercihlerimizi belirlediği kadar, tercihlerimiz de kavramlarla kurduğumuz ilişkiyi belirler. Sorulması gereken şu: Hangi referansla düşüneceğiz? Hangi kavramla konuşacağız? Hangi yöntemle yürüyeceğiz?

Yön duygusu, sadece mekânsal değil, varoluşsal bir meseledir. Mümtaz Turhan’ın ifadesiyle, “kültürünü kaybetmiş bir aydın, yalnızca yönünü değil, kendisini de kaybeder”. Bugün Türk düşünce dünyasında yaşanan en temel krizlerden biri, bu köksüzlüktür. Kavramlar, ithal ediliyor; meseleler, bağlamından kopartılıyor; metotlar, yerlilikle bağ kurmadan kopyalanıyor.

Bir düşünürün dili, onu besleyen medeniyetin suyunu taşır. Kavramların kökü bir yere bağlı değilse, o kavramla yapılan düşünce de nihayetinde toprağını yitirir. “Birey” dediğimizde Batı’nın özgürlük tasavvuru mu, yoksa İslam’ın kul anlayışı mı zihnimizde yankı buluyor? “Modernleşme” dediğimizde ilerleme mi, yoksa yabancılaşma mı kastediliyor? Kavramın bağlamı, düşüncenin pusulasıdır.

İşte tam burada Nurettin Topçu’nun “ahlâklı düşünce” vurgusu hatırlanmalı. Ona göre, yönsüz düşünce, teknik bir yığın hâline gelir. Ahlaki olmayan bilgi, insanı sadece başarılı değil; aynı zamanda zalim de yapar. O hâlde, yön duygusu hem epistemik hem etik bir sorumluluktur. Düşünceye, niçin ve nereden........

© Milli Gazete