menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İslam ve çevrecilik

16 0
04.06.2026

04/06/2026/Prşmb/Milligazte

Mecnun, yıllarca “Leyla, Leyla” diyerek ömrünü bitirmeye yakın bir zamanda Leyla çıkagelir.

Mecnun’un sevineceğini beklerken onda hiçbir etki göremeyince “Ben, Leyla” der.

Mecnun, “Ben Mevla’yı arıyordum, sen kimsin?” der.

Kur’an-i Kerim’de “ve min ayatihi” diye başlayan yüzlerce ayette, insanlar, hayvanlar, otlar, ağaçlar, sular, yağmurlar, karlar, denizler, yıldızlar, gördüğümüz, duyduğumuz, tattığımız, tuttuğumuz özetle yaratılan her şey, bizi Allah’a götürmesi için işaret levhası olarak yaratılmışlardır.

Canımız da, tenimiz de, Leyla’mız da, malımız da, çocuklarımız da her şey bize O’nun vergisidir ve O’nu hatırlatmaktadır.

Konuşmamıza dikkat edelim, “Canım, tenim, annem, babam, eşim, kızım, oğlum, malım, komşum… derken kelimenin sonundaki -em, -im, -ım eki beni, seni, O’nu mu bizi mi, beni mi ifade ediyor?

Bize işaret ediyorsa sen, kendi ruhunun bile ne olduğunu bilemediğin halde nasıl, “ruhum” diye ona sahip çıkacaksın.

Mademki o can senin, içine nasıl koydun?

Bir gün zamanı, saati ve saniyesi geldiğinde o canına neden sahip çıkamıyorsun da o, seni terk ediyor ve asıl sahibine gidiyor?

Gördüğümüz ve görmediğimiz bütün yaratılmışlar bize fayda vermek için yaratılmış, dikkat etmezsek, haddi aşarsak aynı şeyler zarar da verir.

Bu bunlar, aynı zamanda bizi yaratana işaret eden levhalar olduğundan bir........

© Milli Gazete