Adil düzen gerçeği
Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Milli Görüş’ün, milletimize telkin ve teklif ettiği düzen, Adil Düzen’dir. Nedir Adil Düzen? Adil Düzen’in temel esasları 31 maddede özetlenebilir. Adil Düzen özel sektörcü bir düzendir. Adil Düzen’de ekonomik faaliyetleri özel sektör yürütür. Devlet özel sektör faaliyetlerine yardımcı olur. Serbest piyasa düzeni ve fiyat mekanizmaları arz ve talep kaidelerine göre tamamen serbest bir şekilde teşekkül eder. Üretimi, talep yönlendirir. Adil Düzen’de fiyat mekanizması serbestçe işler. Devletin görevlerinden biri de tekelleşmeyi önlemektir. Devletin özel sektöre yardım için hazırladığı projeler emredici değildir. Özel sektör bir projeyi beğenmez ise başka projeler geliştirir. Adil Düzen’de her müteşebbis, devlet hizmetinden yararlanır. Herkes istediği projeyi seçer ve yapar. Gereken teminatları veren müteşebbise faizsiz kredi verilir. Adil Düzen, gerçek anlamda tekelden arındırılmış özel teşebbüsçü bir düzendir. Adil Düzen’de istikrar var; vergi bellidir. Kur bellidir. Para ancak mal karşılığı piyasaya çıkar, faiz yoktur. Bu istikrarlı zeminde özel ve tüzel kişiler kaynaklarının en iyi şekilde kullanılmasında serbestçe aktif rol oynarlar.
Şimdiki faizci kapitalist düzende özel teşebbüsün iş görmesi mümkün değildir. Ekonomik istikrarsızlık vardır. Yarın döviz kurunun ne kadar olacağı, hangi vergilerin konacağı, hangi teşviklerin verilip, hangilerinin kaldırılacağı belli olmadığı için, özel teşebbüsün güveni yoktur. Her şey ilgililerin iki dudağı arasındadır. Bu faizci sistem, müdahaleci ve engelleyici sistemdir. Keyfilik ve kayırmacılık yaygındır. Adil Düzen’de; “istediğin müesseseye imkân ver, geliştir; istediğin müesseseyi batır” gibi zulmü sağlayan faydasız kurum ve mekanizmalar ortadan kaldırılıyor. Mevcut kapitalist düzen, dürüst bir düzen değildir. Devlet birini tutsa, karşı tarafın hem iradesine hem rızasına sınır koyar. Mevcut düzende krediler ancak zengin olan bir avuç insana gider ve kredi miktarı da mahduttur. Bunun neticesinde özel teşebbüs sadece belli bir zümreye tanınan hak gibi olur ve tekeller teşekkül eder. Bu nedenle bu mevcut kapitalist faizci düzen, özel teşebbüs düzeni olmaktan çok, tekelci bir düzendir. Hâlbuki Adil Düzen’de dürüst her müteşebbise faizsiz kredi imkânı vardır. Böylece Adil Düzen’de daha yaygın ve rekabete dayanan özel teşebbüs mevcuttur. İşte bu bakımdan; Adil Düzen, gerçek anlamda serbest bir ekonomi düzenidir. 1974-1977 'deki ağır sanayi hamlesi, o gün için mutlaka yapılması gereken hamleydi. Adil Düzen tam manası ile iktidar olmadığından, o günkü şartlar içinde bu çok hızlı adım, ancak böyle atılabilirdi. Bununla birlikte bütün ağır sanayi tesislerinin kararnamelerinde bu tesisler bittikten sonra öncelikle içinde çalışan işçiler ve yöre halkı olmak üzere, özel teşebbüse devredilecekleri hükmü yer almaktadır. Ancak böyle bir anlayışla o günkü şartlarda Doğu ve Güneydoğu’ya yatırım yapma imkânı sağlanmıştır.
Hızlı kalkınma; süratli, verimli ve yeterli ölçüde gerçekleştirilecek yatırımla sağlanabilir. Şimdiki kapitalist faizci düzen ile bunu sağlamak mümkün değildir. a. Bankaların ve devletin yüksek faizle para toplaması kaynakların yatırıma yönelmesini önler. b. Yatırımlar yüksek faiz sebebi ile çok pahalılaşır, aynı şekilde faiz ve haksız vergi sebebi ile üç misli işletme sermayesine ihtiyaç duyulması üretimi çok pahalılaştırır. İçeride üretim yapma yerine ithal mala yönelme olur. Bu da memleketi borç batağına iter. c. Sermaye azlığı yatırımı önler. d. Haksız vergiler, kaynağı azaltıp yatırımı önler. e. İşçi-işveren menfaatlerinin paralel olmaması randımanı düşürerek üretimi azaltır. f. Hükümetlerin vergi, döviz kuru, faiz, karşılıksız para basma gibi mevzular da dilediği kararları her gün alabilmesi, istikrarsızlık zeminini oluşturmaktadır. İleriyi hesap edemeyen yatırımcı ise yatırım fikrinden vazgeçebilmektedir. g. Kredilerde teminat, yani varlık esas olduğu için, ancak varlıklı kişiler yatırım imkânı bulabilmekte, teşebbüs kabiliyeti olan birçok kişi yatırım yapamamaktadır. Bu ise bir taraftan yatırımları azaltmakta diğer taraftan tekelleşmeye sebep olmaktadır. Bunun en kötü neticesi ise, gelir dağılımındaki adaletsizliği her geçen gün artırmasıdır. h. Etüt ve projelerin daha evvel hazırlanmamış olması yatırımcıya zaman kaybettirmekte, bu da yatırım hamlesini yavaşlatmaktadır.
Adil Düzen, yukarıdaki mahzurların hiçbirini ihtiva etmeyen ideal bir düzendir. Şöyle ki: a. Adil Düzen’de faiz olmadığı için; faize yatan paralar yatırıma yönelir, kaynaklar üretime sevk edilir. Yatırım 5-6 misli ucuzlar, aynı para ile bir yatırım projesi yerine 5-6 proje gerçekleştirilebilir. Aynı tesis üçte bir işletme sermayesi ile çalıştırılabilir. Yani faizli düzende bir tesisi işleten sermaye ile üç tesis işletilebilir. b. Sermayenin azlığı mevzubahis değildir. Gerek yatırım, gerek işletme az sermayeye ihtiyaç duyar. Para: Üretim gerçekleşir gerçekleşmez, bu üretimin ihtiyacı kadar para, hemen piyasaya sürülecektir. Bunun için sermaye sıkıntısı yoktur. c. Haksız vergiler kaldırılmış, yatırımı önleyici tahribat yok edilmiştir. d. Adil Düzen’de işçi de işveren gibi üretimden pay aldığı için ve üretim faktörlerine sahip olanlar arasında menfaat paralelliği kurulduğundan, üretimin artırılması hepsinin ortak gayesi haline gelmektedir. e. Adil Düzen’de para basımı, vergi konması gibi hususlar anayasada belirlenecektir. Hükümet hiçbir şekilde bu kanunlarda keyfi davranamayacaktır. f. Krediler sadece teminata bağlı olmayacaktır. Kredi önceden belirlenen esaslara göre sağlanacaktır. g. Her türlü yatırım projeleri daha evvel tanzim edildiği için, yatırımcı; bu projeleri gösteren albümlerden istifade ederek verimli yatırımlara yönelme, daha erken yatırıma başlama imkânı elde edecek, böylece daha hızlı kalkınma imkânı sağlanacaktır. Selam hidayete tabi olanlara…
