Asrın ozaliti
Ne zaman kavramsallaşır bilinmez ama bir gün bu asrın iletişim, enformasyon ya da post-enformasyon çağı diye tanımlandığı zamanlar gelir. Doğrusu bu iletişim ve enformasyonun tarihinden tarifine sakat olur. Zira en başından enformatif tüm refleksler sahtedir, basittir, sıradandır. Kitle bu sıradanlığı -her sıradanlığı- havada kapar, çiğnemeden yutar. Boğazına takılmaz. Tüm sıradanlıklar kılçıksızdır. Kılçığı, kemiği, omurgası olan her şey aynı oranda düşmanlaşır. Nitelikli bir iletişim elitist görünür, ondan sakınılır, ona yaklaşılmaz. Cümlelerin kurgusunda bile dilin doğru kullanımı yadırganır. 'O zaman şöyle yapalım' diye bir öneri hiçleşir; 'O zaman şöyle yapak' cümlesi, herkese tanıdık gelir, daha samimi görünür.
Mütemadiyen konuşan, ancak birbirine hiçbir şey anlatmayan fertler, birbiriyle tanışıklığın, arkadaşlığın, akrabalığın; kardeşlik, ebeveynlik, evlatlık vesairenin dibini sıyırır. Artık bu iletişim düzeyi sesi, yazıyı, simgeleri aşar ve görüntüye sabitlenir. Sadece dokunmak yoktur, geri kalan her unsur fertlerin sürekli iletişim haline tatbik edilir. Dokunmak, gayrimeşru düzeyde seyreder.
Bireyler, sürekli iletişim halinde olduğunun, kendilerine ait bir zaman dilimi olmadığının, sürekli paylaştığı ve karşılaştığının farkında olmaz. Böyle bir iletişim halinde elbette nitelik aranmaz. Zaten konuşmak, dinlemek, ifade etmek, anlatmak, anlamak, anlaşılmak da gerekmez. Konuşmak iktiza ettiğinde de sürekli bir........
