Asrın mefsedeti
Cehaletten iyilik sadır olmaz. Zulme çanak tutacak iradeden bile yoksundur ama kendisi zulümdür. Yerel açıdan burnunun ucundaki zulmü görmeyen daha uzağa nasıl gitsin? Bu zulüm beğenmemek ya da yapılanı eziyet zümresinden kabul etmemekten kaynaklanmaz. Cahildir, bizzat zulmü, zulmün kendisini hak zanneder. "Sallandıracaksın üç beş tane Sultanahmet Meydanı’nda, gör bak bir daha yapıyorlar mı?" türünden lüzumsuz çıkarım, cehalet mahsulüdür. Ona göre sallandırılanların haklı, suçsuz, masum olma ihtimali yoktur. Güç, adalet timsalidir, ondan yanlış sadır olmaz. Suçluysam beni de assınlar, suçluysan seni de assınlar, suçluysa babamı da assınlar diyebilecek kadar asma, asılma meraklısıdır. Ona hakkaniyetin asmakla mümkün olduğu öğretilmiş olmalıdır. Pardon, öğrenmeye kapalıdır; belletilmiş, ezberletilmiş, papağan gibi tekrarlar hale getilirmiştir diye ifade etmek daha doğru olur. Dolayısıyla değil Gazze, Yemen, İran gibi yerleri, cahiliye devrinde Hz. Peygamber ve O'na tabi olanlara yapılanları dahi anlamaz. Bu avellik, bilmezlik, aldanmışlık değildir. Cehalettir. Tanımları, tarihsel gelişemeyişi göz önünde bulundurularak yapılmalıdır.
Cahil, kendinden emindir. Ağzı laf yapar, o ise konuştuğunu zanneder. Aslında konuşma özürlüdür. Çarpık, yıkık, saçma sapan cümleler sanki kadim dilsizliğinin ispatıymışçasına muhatabın suratında arzı endam eder. Hani Türkçe dilinin içinde kaynaşıp........
