Saadet Partisi amiral gemisidir
Milli Görüş hareketimizin kurucusu, liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızın hakka irtihal etmesinin üzerinden 15 yıl geçti. Mekânı cennet, makamı âli olsun inşallah. Elhamdülillah hocamız ardında öyle bir sistem bırakmış ki; siyasette, eğitimde, yardım faaliyetlerinde, meslek gruplarına yönelik gerçekleştirilen faaliyetlerde hâsılı çeşitli branşlarda, ülkemizin ve dünyanın dört bir yanında Milli Görüşçü kuruluşlarımız mücadele etmeye devam ediyor. Allah emek sarf eden herkesten ebeden razı olsun. Peki, nereye kadar devam edebiliriz?
Kurucular göçtükten sonra göçer mi davalar?
Evet. Kurucu kadrolar vefat ettiği zaman, hareketler yavaş yavaş çökmeye başlar. Bu yargı genelleme yapılabilecek kadar tekrarlanan bir durumdur. Çünkü kuruculardaki kalite; ikincil, üçüncül ve daha sonraki idarecilerde git gide zayıflar ve kaybolur. Bu, Hz. Peygamber Efendimiz ve dört halifeden sonra günden güne eriyen İslam Devleti için de geçerlidir. Selahaddin Eyyubi’den sonra günden güne dönüşen Eyyubi Devleti için de… Bu Alparslan Türkeş’ten sonra zayıflayan milliyetçi cephe için de geçerlidir. Siyon Kamalden sonra zayıflayan Kemalist cephe için de… Liderler vefat ettiği zaman davalar yavaş yavaş çöker.
Peki, Milli Görüş hareketinin sürekliliğini sağlamak mümkün müdür?
Bir kere, böyle bir kaygı Milli Görüş felsefesine ters bir kaygıdır. Milli Görüşçüler için Milli Görüş markasının devamı değil, rıza-i ilahi yolunun devamı esastır. Her Milli Görüşçü, Milli Görüş kavramının derdimizin izahı için kurucu kadrolarımızın ürettiği bir ambalaj olduğunu bilir. MG etikettir. Öz değildir. Öz İslam’dır. Öz Cihattır. Öz davettir. Öz ferasettir. Öz şehadettir. Hak ve batıl mücadelesinde, batılın ürettiği Siyonizm markasına karşı üretilmiş Hak bir markalardan biridir Milli Görüş… Ömrünün ne kadar süreceğinin bir önemi yoktur ancak bunu görev başındaki ağabeylerimizin attıkları adımlar belirler. Allahualem…
Peki, biz ne yapabiliriz?
Milli Görüş hareketinin bir süre daha devam etmesini istiyorsak; ağabeylerimize, bize ve bizden sonraki nesillere düşen, Erbakan Hoca’mızın kurduğu sistemin dönüşmesine, değişmesine engel olmaktır. Çünkü herkes şunun farkında olmalıdır… Şuan görev başında olan tüm teşkilatçıları tepeden tırnağa toplasan bir Erbakan hoca etmiyoruz. O zaman Erbakan Hoca’mızın sisteminin muhafazasını sağlamalıyız. Sağlamalıyız ki Milli Görüş harekâtı birkaç kuşağa daha ilham olabilsin...
Erbakan Hoca’mızın kurduğu sistem nasıl muhafaza edilir?
İğne ucu kadar taviz vermeden tabi ki… Yenilik bulacağız, teşkilatı ve dünyayı kurtaracağız diye özü tahrip etmeden tabi ki… Sancak taşıma ve devretme sevdası uğruna, ocağı yakmadan tabi ki… Erbakan Hoca’mızın donanımını, zırh gibi teşkilata giydirerek tabi ki… Erbakan hocamızın kurduğu sistemi tepeden tırnağa tavizsiz uygulayarak tabi ki… Emaneti sahibine teslim ederek tabi ki… Benlik sevdasına tüm teşkilatları ateşe atmayarak tabi ki…
Erbakan’ın Hoca’mızın donanımını zırh gibi teşkilata giydirmek ne demek?
Necmettin Erbakan Hoca’mızın temel çıkış noktası maneviyattır. Erbakan Hoca’mız her şeyden önce mutasavvıftır. İbadetlerini nafileleri ile beraber yapan muttaki bir kuldur. İki kelimesinden biri cihattır. Her fırsatta hak ve batıl mücadelesini, Siyonizm’i anlatır. Bizim liderlerimizin maneviyatı yüksek, söylemleri Allah kelamı olmalıdır. Genel anlatım; siyasetten değil, eğitimden değil, yardımdan değil, akademiden değil, meslek gruplarının halinden değil… Hak ve batıl mücadelesinden başlamalıdır. Siyonizm’in 5765 yıllık dönemlendirmesinden başlamalıdır. Siyonistlerin genel felsefesinin anlatılmasından başlanmalıdır. Muhatabımız siyasetten, eğitimden, yardımdan, akademiden önce bizden bunları dinlemezse Erbakan hocamızın da Milli Görüş’ünde bir anlamı kalmaz… Hocamızın donanımında var olan ve bizim kaybettiğimiz, maneviyat ve cihat zırhını tekrar kuşatacağız teşkilatlarımıza…
Erbakan Hoca’mız mühendis olduğu için tüm teşkilatları mühendis mi yapalım? Tabi ki hayır. Erbakan Hoca’mız çalışkan bir Müslüman’dı. Kim ne iş icra ediyorsa branşında en iyisi olmak zorundadır. Başarıya Allah rızası niyetiyle ulaşmak için günde 18 saat meşguliyetine, kendi alanına ve sorumluluklarına yoğunlaşmalıdır. Öğretmense en iyi öğretmen… Doktor ise en iyi doktor… Esnafsa en iyi esnaf… Okursa en iyi okur… Davetçi ise en iyi davetçi… Mühendis ise en iyi mühendis… Başkansa en çok koşan başkan… Teşkilatçı ise en çok yorulan teşkilatçı… Teşkilatlarımıza unuttukları Müslümanca başarı hedefi tekrar hatırlatılmalıdır. Teşkilatta çalışırken okulda sene uzatmasıyla övünen, yaptıkları protokol ziyaretlerini çalışma sayan abiler kardeşler nezaketle teşkilattan uzaklaştırılmalıdır. Müslümana tembellik yakışmaz. Hele tembellikle övünmek hiç yakışmaz.
Erbakan Hoca’mızın donanımı konusunda son üzerinde durmak istediğim konu, hocamızın tavizsizliğidir. Partileri kapatıldı taviz vermedi. Siyasi yasak getirildi kimsenin önünde eğilmedi. Mahkûm edildi. Vazgeçmedi. Son dönemlerde teşkilatlarımızda sıkça karşılaştığımız bu tavizkâr tutum, bizleri fazlasıyla endişelendiriyor.
Taviz tavizi doğurur. Taviz veren iflah olmaz. Teşkilatlarımıza çok az bir dünyevi menfaatler için davamızdan kat’i surette taviz verilmemesi gerekliliği acilen hatırlatılmalıdır. Pempe panjurlu Müslümanlardan oluşan hükümetin oyunlarına kapılırsak, onların yanında yer alan, göbekten onlara bağlı ucube teşkilatlardan hiçbir farkımız kalmaz Allah muhafaza… Teşkilatlarımıza Erbakan hocamızın şehadeti dahi göze alan tavizsiz tutumunu acilen hatırlatmamız lazım… Hocamızın vasıfları saymakla bitmez ancak en tehlikeli gördüğüm kayıplarımızı paylaştım. Geri kalan özellikleri de siz zihninizde giydirirsiniz teşkilatımıza…
Hocamız dedi ki: Kaptan Saadet!
Erbakan Hoca’mızın kurduğu sistemde amiral gemisi Saadet Partisi’dir. Saadet Partisi cihadın zirvesidir. İllerimizde Milli Görüş’ün yegâne temsiliyeti Saadet Partisi’nin il başkanına aittir. Milli Görüş harekâtının en temel varlık gayesi, cihat maksadıyla siyasi başarılar elde ederek Adil Düzen’i kurmaktır. Siyonizm’i yeryüzünden söküp atmak için şuurlu bir zeminde siyasi kazanımlar elde edilmelidir. Anadolu Gençlik’in görevi, Milli Görüşçü teşkilatlara genç yetiştirmek, ümmetin gençlerini cehennem ateşinden korumaktır. Cansuyu’nun görevi Milli Görüşçü teşkilatlara yardım çalışması kabiliyeti kazandırmak, mazlumlara ulaşmaktır. ÖĞ-DER’in görevi öğretmenleri bilinçlendirerek ve örgütleyerek Milli Görüş hareketinin eğitim kanalını kuvvetlendirmektir. Din-Bir-Der’in görevi, din görevlilerinin şuurlanmasını, dolayısıyla camilerin ve mahallelerin şuurlanmasını sağlamaktır.
Hâsılı tüm bu Milli Görüşçü kuruluşların halkın farklı farklı kesimlerine hak ve batıl mücadelesini ve Siyonizm’i anlatmak ile mükelleftir. Siyonizm ile mücadele konusunda şuurlu bir düzeye gelen halkın son ve asıl icraatı ise Saadet Partisi’ni iktidara getirmek ve Adil Düzen’i kurmaktır. Bu yüzden illerde gerçekleştirilen aylık MİLKO toplantısının doğal başkanı Saadet Partisi il başkanıdır. Sistemden ayrılan hangi halka olursa olsun… Kaptan Saadet yoluna devam eder… Ayrılan her kim olursa olsun helak olur gider… Milli Görüş açısından yani… Allah’ın rahmeti geniştir. O affeder. Yardım eder. Oraları bilemeyiz.
Kan kaybediyoruz. İnkâr edilecek, tepki gösterilecek noktayı çoktan geçtik. Milli Görüş açısından kurtuluşun yegâne formülü, hoca kalitesine ulaşmak ve onun kurduğu sistemi harfiyen uygulamaktır. Az da olsa bu gariban teşkilatların hepsinde görev almış gariban bir kardeşiniz olarak duygu ve düşüncelerimi paylaştım. Kusurumuz olmuşsa affola… Allah yardımcımız olsun. Allah’a emanet olunuz inşallah.
