menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Günahımız büyük

17 0
19.04.2026

Memleketin çivisi çıkmış, kimsenin haberi yok.

Çünkü ne olay olsa AKP’nin o pazarda ipliği olmaz. Kendisini tere yağdan kıl çeker gibi öyle bir çekip alır ki mübarek, dersiniz ki sütten çıkmış ak kaşık…

Her olayın üstüne yatar, yetmez bütün olumsuzluklar muhalefetin üstüne yıkar…

Her neyse bunları tekrarlamanın çok da bir anlamı olmuyor. Pişkinlik başka bir şey!..

Yalnız bunca olaylın üstüne de yatılmıyor ki be kardeşim!

14-15 yaşlarda bir çocuk, beş tane silahla okula giriyor, sınıflara giri-yor, öğretmen öğrenci demeden tarıyor.

Filmlerde görse yüreği ağzına gelir insanın vallahi!

Tabi buraya kadar aktardıklarımdan ‘AKP’nin ne suçu var burada?’ denilebilir.

Evet, şimdi o hususa değineceğim.

Bir zamanlar AKP’nin en güvendiği, tabiri caizse kankası olan ZAMAN Gazetesi’nde Ali Bulaç, ‘Bu kelimeler artık yasak’ başlıklı bir yazı yayınlamıştı.

07.03.2005 tarihindeki köşe yazısında 13 Ocak 2005 tarihli SABAH Gazetesi’nin bir haberine atfen İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı bir genelgeyi konu etmişti Ali Bulaç.

Okullara gönderilen genelgeye göre 45 adet kelimenin kullanılması artık yasaktı.

Sebebi, bu kelimeler terör örgütlerinin istismarına açıkmış.

Yasaklanan kelimeler ise şunlar: ‘bel’am, beyt-ül mal, biat, cemaat, cihad, Dar-ül Erkam, dar-ul harp, dar-ul İslâm, emir (lider anlamın-da), emir-ül müminin, fetva, firavun, halife, hicret, hilafet-ül mümi-nin, Hizbullah, hizbuşeytan, imam, imamet, infak, kâfir, karun, kışla, laikler, laikçiler, Medine dönemi, Mekke dönemi, medrese, mele (molla anlamında), mücahid, mümin, münafık, mütez’af, müstekbir, seyda, şehadet, şehit, şeriat, şeyb, şeyh-ül İslâm, şirk, şura, tağut, tebliğ, tekke ve tevhid.’

Bilmem bunun üzerine bir yorum yapmak gerekir mi?

Ancak şu kadarını ifade edeyim ki yasaklanan sadece bu kelimeler olmuyor. Bu kelimelerin kullanılması gereken hiçbir konuyu işleme imkânı da kalmamış oluyor. ‘Aslında bu genelge ile İslâm dini eğitim sahasında tamamen yasaklanmış oluyordu.’ Ancak kimsenin bundan haberi yok…

Yetmedi, üstüne bir de denetim mekanizması oluşturuluyor. Buna göre okul müdürlükleri her ayın 25’ine kadar İl Milli Eğitim Müdür-lüklerine, orası valiliklere ve ertesi ayın 10’una kar da valilikler, ba-kanlığa rapor edecekler.

Siz dini değerleri yasaklarsanız, okullarınızda arsız, hırsız, terörist, ayyaş, serkeş… vicdandan yoksun bir nesil yetiştirmiş olursunuz ki Kahramanmaraş’ta yaşanan olay da bunun en acı örneklerinden sadece biridir.

Kötü temennide bulunmak istemem ama maalesef bu son da olmaya-cak. Siz hâlâ hayali Yeni Türkiye’nizle övünün bakalım.

Tabi okurlar olarak siz haklı olarak şunu diyebilirsiniz: “Ne malum bunların doğru olduğu?”

Biz de o dönem bu şekilde düşündük ve o yazısı üzerine Ali Bulaç’ı aradık, ‘Bu iddiaların bir dayanağı var mı? Elinde genelgenin bir ör-neği var mı?’ dedik.

Şu an sorulsa bunları hatırlar mı Ali Bulaç, onu bilemem.

Biz işin peşini bırakmak istemedik. O dönem BİMER (Başbakanlık İletişim Merkezi) vardı. ‘Şöyle bir olta atalım belki bir cevap gelir.’ dedik.

Hakikaten de cevap geldi.

Başbakanlık Güvenlik İşleri Başkanlığı’ndan, Başkan Mehmet Çakır imzasıyla gelen cevap şöyleydi:

Sayın Atilla MEHDİGİL

Ali Bulaç’ın 7 Mart 2005 tarihli Zaman Gazetesi’ndeki yazısında bahsedilen genelgenin tam metninin e-posta adresinize gönderilmesi ile ilgili talebiniz incelenmiştir.

Bahse konu genelge sadece kamu kurum ve kuruluşlarının sorumluluk makamındaki yöneticilerinin beyanat ve yazışmaları ile ilgili bazı dü-zenlemeler içerin “gizli” nitelikli bir belgedir.

Bilgi Edinme Hakkı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Esas ve Usuller Hakkında yönetmeliğin 27 inci ve 36 ncı maddelerinin hükümlerine istinaden genelgenin tarafınıza gönderilmesi mümkün değildir.

Bilgilerinize rica ederim.

Şimdi gerek Ali Bulaç’ın yazısı ve gerekse bu belgeyi dikkatlerinize sunuyorum.


© Milli Gazete