menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Büyük krizden çıkış yolu

10 0
13.03.2026

Şu boğucu günlerde, insanlığın umutsuzluğa, karamsarlığa yönelmesinin nedeni, gücün yanında yalanın, yanıltıcı propagandanın etkisinin ağır basıyor olmasıdır. Bu büyük kriz çok şeylere gebe. Yıkımı yapanların da yıkılacağının göstergesi. Onların da boşlukları bulunuyor. Ekonomilerini zulüm üzerine inşa ettiklerinden, sürekli tüketim, sürekli oburlu oluşları, doyumsuzluklarını bir yere kadar sürdürebilirler.

Umutsuzluğumuzu gerektirecek bir nedenimiz yok. Bakışımız geleceğe dönük. İnsana yaslanıyoruz. İnsanın zaman zaman iniş ve çıkışları olur. Bu, ilânihaye böyle sürecek değil. Kendi gerçeğiyle yüzleştiğinde hakikate erer. Gazze olayı sonrasında bu kısmen yaşandı.

Yenilgiyi kabullenmiş değiliz, böyle bir şeyin bizim için geçerliği yok. Umudumuz tükendiğinde biz de tükenmiş oluruz. Tarihin böyle dönemleri çok olmuştur. Kriz zamanları atlatılmıştır. Bu da atlatılacak.

Müslüman için umut kesme diye bir durum söz konusu olamaz. İnanç ve iman onu sağlam tutuyor. Hayatını buna adıyor. Yaşama cihadında bulunuyor. Yaşamak ve var olmak, bilinçli olmak onun cihadıdır.

Bu devasa savaşta, herkesin umutsuzluğa kapıldığı bir zamanda beklenmedik durumlarla yüzleşiyoruz. Günün koşullarında bu doğaldır. Savaşlar sadece fiziki değil psikolojik olarak da sürdürülüyor. Asıl yıkım psikolojik yenilgiler ve kabullenişlerdir. Bizi üzen emperyalizmin, Siyonizm’in tutumu değil. Onlar kendilerine düşeni, görevlerini yapıyorlar. İnançları ve çıkarları bunu gerektiriyor. Dünya kamusunun gözleri önünde artık kendilerini bile inandıramıyorlar.

Asıl üzücü olan Müslümanların kendileridir. Yenilgiyi kabullenmeleri pes etmeleri ve bir yere sığınma bahanesi içinde olmalarıdır. Sığınakları ise ne yazık ki azılı düşmanlarıdır. Onlarla var olacaklarını umuyorlar. Bu geçicilik sadece zaman ve koşullarla sınırlıdır. Kendilerine göre kimi düşmanlarını etkisizleştirdikten sonra sıra kendilerine geleceğini düşünmüyorlar.

Bu savaş yeni değil, bununla da sınırlı kalmayacak. Biri biter bir yenisi başlar. Adım adım ilerliyorlar. Suriye olayını ciddiye almayanlar, ya da başka nedenlerle ilgilenmeyen ve bahane bulanlar bugün olacakları düşünmeliydiler. İşin tuhafı düşünme ve fehmetme yetilerini yitirdiklerinden bir adım önlerini göremiyorlar. Şu anda aynı durum söz konusu. Kendilerini başkalarına benzetmeyen, çok güçlü olduklarını düşünenler neden şimdi bir tutum içinde bulunmuyorlar? Suya sabuna dokunulmayınca kendilerinin başına bir şey gelmeyeceğini mi sanıyorlar?

Daha önce Siyonizm ile emperyalizm birlikteliğinde İran’a saldırdıkları bir 12 gün savaşı oldu. O savaş bir başlangıçtı, çok kısa bir sürede sonlandırıldı. İran’ın füzeli direnişi onları şaşırttı. İlkinde İsrail bir başına gibi görünüyordu, aslında değildi. Yeni ve daha güçlü bir hamle için hazırlıklarda bulundular Amerika bu sefer fiili olarak doğrudan savaşa girdi. Böyle olacağı belliydi. Güçleri birleştirdiler İran’a diz çöktüreceklerini umdular, öyle de başladılar. Süreç devam ediyor. Bir panik havası başladı. Kendi içlerinde çatışma halindedirler. Savaştan çekilecekler ama bunu bir yenilgi olarak değil üstü örtük bir zaferle kamufle etmek istiyorlar. Çok güçlü ve doymak bilmeyen ekonomilerinde boşluklar oluşmaya başladı. Bu, sadece onlar için değil diğer emperyalleri de etkiledi.

Hürmüz Boğazı İran için bir şans. Petrol gibi önemli varlıklar bu bölgenin içinde. İran bir başına olmasa, yanında başka Müslüman topluluklar olsa böyle bir zamanda çok daha çabuk pes edebilirlerdi. Pes etmeyebilir, savaşı da kazanabilirler. Fakat bu onların da sonunu getirecek.

Biz kaybetmedik, biz kazanacağız. Onların dilemesiyle İslâm ve Müslümanların sonu olmayacak. Hakikat bir yerde daha güçlü tecelli edecek.


© Milli Gazete