Gir o kapıdan, Cafer Keklikçi!
Cafer Keklikçi... Şair-yazar...
Millî Gazete’de rengi, tınısı bambaşka bir tatta kaleme aldığı köşe yazılarını yıllardır okuyorsunuz.
Farklı yıllarda kaleme aldığı şiirlerini 'Hayat Gidiyor' isimli kitabında topladı.
49 yaşını idrak eden Cafer Keklikçi'nin 49 ayrı şiirden oluşan 'Hayat Gidiyor' kitabı, Ketebe Yayınları'ndan neşredildi.
Dokuzuncu kitabını kaleme alan Cafer Keklikçi, uzun yıllardır Millî Gazete’de mesai arkadaşımız.
Bir solukta, kitabı elimden bırak(a)madan okudum, 'Hayat Gidiyor'u.
Şiirlerin birçoğunda aynı duyguya kapılmamak mümkün değil ama özellikle kitapta yer alan ilk şiir 'Çocuğun Rüyası'nda, mahalle kültürüne, büyük aileye kısacası eskiye büyük özlem var...
Bir Ermeni komşumuz vardı, 70-80 yaşlarında bir dede ve eşi... Çocukları, torunları Almanya'ya göç etmiş, onlar karı koca İstanbul'da kalmışlardı.
İstanbul'da mahalle kültürü henüz var iken, akşamları komşuların kapı önlerinde çay-kahve muhabbetlerinin olduğu, evin hemen önünde suyu içilen çeşmelerin suyunun gürül gürül aktığı dönemler...
Henüz ilkokul birinci ya da ikinci sınıftaydım. O Ermeni dede gökyüzünün pırıl pırıl olduğu, yıldızların avucumuza düşecek gibi gözüktüğü o gece, aralarında benim de bulunduğum çocuklara 'Ay Dede'yi anlatmıştı. İlk ondan dinlemiştik; Ay'daki o yarı beyaz ve gri renklerin neyi ifade ettiğini, Ay'ın yapısını... Arnavut kaldırımların üzerinde, evimizin hemen önünde yükselen büyük çınar ağacının dibinde oturarak...
Bu sahneyi yeniden yaşadım, "Hayat Gidiyor'u okuduğumda...
Cafer Keklikçi'nin şiirlerinde şu tadı da aldım; ilkokul öğretmenim Behzat Erdağı (buradan selam olsun), hâlâ hafızamda yer alan Kar şarkısını ezberletmişti bize;
"Ay ay ay, kış geldi artık!
Uçan beyaz kelebekler,
Gibi düşer gökyüzünden,
Kar kar kar yağdı dağlara!"
Behzat Erdağı öğretmenimizin bizi 'Arı' ve 'Bülbül' isimlerinde iki gruba ayırdığını, bu iki grubu kıyasıya yarıştırdığı yılları gördüm........
