Dünya hiçbir zalime kalmadı
Ne Firavun’lar, ne Nemrut’lar geçti bu dünyadan... Ne heybetli hükümdarlar yok oldu, asla yıkılmaz denen nice saltanatlar yıkıldı. Akıl sahipleri için tek bir gerçek vardı; o da ebedi güç sahibinin yalnızca Allah (azze ve celle) olduğu gerçeğiydi.
Bugün her ne kadar perişan bir hâle düştüyse de tarihte nice zaferler nasip oldu âlem-i İslam’a. Müslümanlar bir ve bütün olduğunda nice Firavun’lara, nice Nemrut’lara dar ettiler yeryüzünü, bozguncuları saltanatlarında boğdular. Bakınız Bedir’e, Mute’ye, Yermük’e, Kadisiye’ye, her biri ayrı bir kahramanlık destanıydı. Malazgirt, Niğbolu, Kosova, Mohaç, Haçova ve daha nice zaferlerle fetih kapıları açıldı İslam ordularına. Müminler, ihlas silahını kuşanıp “Eğer inanıyorsanız üstün gelecek olan sizsiniz” ilahi fermanını hakkıyla yerine getirdiklerinde, tadına doyulmaz başarılar da, ilahi mükafatlar da kaçınılmaz oldu.
Şam, İstanbul, Endülüs, Kudüs... Her biri dillere destan seferlerle fethedildi İslam mücahitleri tarafından. Övgüleri bir gün, bir ay, bir yıl değil, yüzyıllarca sürdü.
Ölüme, düğüne gider gibi giden cennet yolcularının gayret ve fedakârlıklarının eseriydi bu zaferlerin her biri. İman, aşk ve azimdi, onların önünde, açılmaz denilen kapıları........
