menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (361)

26 0
02.08.2026

Eşref Edib’in kaleminden Müslüman halkın Menderes’e teveccühü

♦ Bir çeyrek asırdır Totaliter Rejimin gadrine uğrıyan Müslüman halkın, bu rejimin zulüm cenderesini gevşeterek kendisini bir parça ferâhlatan Menderes ve Hük̃ûmetine gösterdiği teveccüh, o devirde (Şubat 1953), rahmetli Eşref Edib’in kaleminden pek güzel dile gelmişti. Müslüman halkın hissiyâtına tercümân olan “Başbakanla Bir Hasbihal” başlıklı uzun makâlesinden aşağıda nakledeceğimiz pasajlar, bu husûsta bir fikir verecekdir.

Dîğer taraftan, makâlede de tebârüz ettirildiği gibi, Menderes, Müslümanlara karşı gösterdiği yakınlık ve onların bir parça ferâhlamasına imkân veren icrââtları sebebiyle, Sabataî, Farmason, Siyonist ve Fanatik Kemalistlerden meydana gelen Mütehakkim Zümrenin kısm-ı âzamının düşmanlığını kazanmıştı. Bunların başını, Ahmet Emin Yalman ve İsmet İnönü çekiyordu. Onun için, Müslümanların en fazla nefretine hedef olan şahsıyetler de bunlar ve mümâsilleriydi. Müslümanlar, k̃âfî derecede şuûrlu ve teşkîlâtlı olmadıkları için, bâzı tabiî haklarını tekrâr kazanmalarına yardımcı olan Menderes’e karşı git gide daha taşkın bir öfkeye kapılan Mütehakkim Zümrenin (Beynelmilel Siyonizmin desteğiyle) tertîb ettiği 27 Mayıs 1960 İhtilâline mâni olamadılar ve Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın alçakça îdâmlarına da seyirci kaldılar. Bugün dahi o zamânki hâllerine nisbetle daha iyi bir noktada olduklarını söylemek zordur; hattâ, belki de daha büyük bir şahsıyet aşınmasına mârûz bulunuyorlar! En azından bizdeki intibâ budur!

Eşref Edib merhûm, “Başbakanla Bir Hasbihal” başlıklı makâlesine, Menderes ve Partisi ik̆tidâra geçinciye kadar Müslümanların ne elîm bir vazıyette olduklarını hatırlatarak başlıyor, müteâk̆iben, onların, bir çeyrek asırdır yaşadıkları k̃âbûsa bir dereceye kadar son verdiği için Menderes’e karşı duydukları sevgiyi dile getiriyor ve bu yüzden Menderes’in mârûz kaldığı büyük düşmanlığa dikkati çekiyor:

“Uzun ve karanlık gecelerden sonra bir sabah sen, Müslüman gönüllerinin afakında bir yıldız gibi doğdun. Nur ve ziya saçan bir yıldız gibi. Zulmün, zulmetin tazyiki altında vicdanlar derin yeis ve ıstıraplar içinde idi. Simsiyah zulmetleri dağıtacak en ufak bir rüzgâr bile esmiyordu. Her yer karanlık, dağlar dumanlı, dereler figanlı; gönüller mahzun, ruhlar garip; bülbüller susmuş, ezanlar susmuş; gecenin derinliklerinden yalnız baykuş sesleri geliyordu… Sen, işte böyle sabahsız zannedilen gecelerin sabahında bir yıldız gibi doğdun.

“Çeyrek asırlık ik̆tidârları zamânında, Türkler, kendi memleketlerinde garîb kalmışlardı… Allâh diyenler zindânlara doldurulmuştu… Meclis kürsülerinden, ‘Dîn zehirdir!’ diye bağırıyorlardı…”

“Zavallı Müslümanlar, bir zamanlar dünyayı titreten asîl ve kahraman Türkler, kendi memleketlerinde garip kalmışlardı. İstibdat bellerini bükmüş, zulüm vicdanlarını kavurmuştu.........

© Milat