Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (292)
“Nâmûssuzluk”, “Deyyûsluk”
Ancak hicâb duyularak nakledilecek bir başka tesbîtinin kaynağı ise, Zekeriya Sertel’dir.
Bâkiler, bir makâlesinde: “bilmem kaçıncı karısı Vera’yı, her hafta bir defa da (Vera’nın) eski kocasına gönderdiğini” yazınca, kendisinden bunun mesnedi soruluyor. Mesnedi, Zekeriya Sertel’in Nâzım Hikmet’in Son Yılları isimli kitabıdır:
“Okuyucular soruyorlar: ‘Nâzım Hikmet’in, son karısı Vera’yı, Vera’nın eski kocasıyla birlikte paylaştıklarını nereden biliyorsun? Açıkla!’ diyorlar.
“Bu dehşetli konuyu, Nâzım Hikmet’in can-ciğer arkadaşlarından, eski yoldaşlarından, meşhur komünistlerimizden Zekeriya Sertel açıkladı. Sertel’in 1987 yılında, Milliyet Yayınları arasında çıkan çok önemli bir kitabı var. İsmi: Nâzım Hikmet’in Son Yılları. Sertel yoldaş, kitabının 249-250-251. sayfalarında şöyle yazıyor:
‘…Oysa tutulduğu Rus kadını (Vera) evliydi ve bir çocuğu vardı. Rus kadını, 28 yaşlarında, genç ve güzelce bir kadındı. Kalın ve şehvetli dudakları vardı. O zaman Nâzım 58 yaşındaydı. [Demek ki sene, 1960 idi; yânî ölümünden üç sene evveli…] Nâzım, ihtiyar ve hasta bir adamdı. Bu evlilik hayatı, nasıl olsa çok sürmeyecek ve kadın (Nâzım’dan) zengin bir mirasa konacaktı. Onun için Nâzım’a iki şart koşmuştu: Mutlaka resmî nikâh yapmak, hafta sonlarında (eski kocasının) evine gidip, bir-iki gün çocuğuyla kalmak. Hatta Vera, Nâzım’la ilişkisini kocasına da bildirmiş, ondan izin istemişti. Kocası, Nâzım’a kadar gelerek, karısının ileri sürdüğü bu iki şart üzerinde ısrar etmişti. ‘Resmen nikâh yapmaz, karımın, çocuğunu görmek için haftada bir eve gelmesine izin vermezseniz, ben de onu boşamam’ demişti. Yani karı-koca, bu işi beraber kararlaştırmışlardı. Oyun açıktı, ama Nâzım, bunu görecek halde değildi. Vera’yla evlenebilmek için, bütün şartları kabule hazırdı. Nikâh da yapacaktı, kadının çocuğunu görmesine izin de verecekti.’
“Nâzım Hikmet, Vera’nın şartlarını kabul ederek, onunla resmen evlendi. Bu evliliğin sonunu, yoldaş Zekeriya Sertel, kitabının 259 ve 260. sayfalarında şöyle açıklıyor:
‘…Vera, bu kadarıyla da kalmadı. Hafta içinde de, canı istediği zaman, kapıyı çekip gidiyor, bir-iki gün görünmüyordu. Bunun için Nâzım’dan izin almak şöyle dursun, ona haber vermeye bile gerek duymuyordu. Nereye gidiyordu? Geceleri nerede geçiriyordu? Nâzım bilmiyordu. Bir........
