Mustafa Kemâl'in uydurma şecereleri ve hakîkî mensûbiyeti (240)
“Mutlak Şef”, İTK'nın Kırmızı Konak'ını, Y. Nadi'ye hediye ediyor
Yunus Nadi ve Zekeriya Sertel’e Cumhuriyet gazetesini têsîs vazîfesi veren “Büyük Şef”, onlara, (kendi mülkü olmıyan) Kırmızı Konak ismiyle meşhûr İttihâd ve Terak̆k̆î Umûmî Merkez Binâsını “hediye ediyor”… Sırf şu vâkıa dahi, Kemalist Rejimin hakîkî mâhiyetini teşhîs bakımından ne kadar ibretâmîzdir:
“İstanbul'a gelir gelmez (1924) işe başladım. Mustafa Kemal, Yunus Nadi Bey'e bu gazete için İstanbul'da ‘İttihat ve Terakki'nin eski umumi binasını hediye etmişti. Bu binanın adı, ‘Kırmızı Konak'tı. Buraya yerleştim, hazırlıklara başladım. Bir yandan gazetenin makinesini, mürettiphanesini, kâğıdını ve öteberisini hazırlarken, bir yandan da gazetede çalışacak yeni bir ekip yetiştirmeye koyuldum. Öteki gazetelerde çalışmış arkadaşlardan hiç kimseyi istemiyordum. Onlar eski gazeteciliğe alışmışlardı. Ben, hiç tecrübe görmemiş, fena alışkanlıklar edinmemiş yeni gazeteciler yetiştirecektim. Böylece yepyeni ve görülmemiş bir gazete çıkarılacaktı.” (Sertel Z. 2001: 115-116)
“Gazeteler pek iptidâî ve tirajları ancak 5-10 bin”
“O vakte kadar çıkan gazeteler Fransız gazetelerinin tekniğini taklit ederlerdi. Gazeteler her bakımdan ilkel ve teknikçe çok zayıftılar. Bunun için fazla okur da bulamıyorlardı. O vakit gazetelerin baskısı 5 - 10 bin civarındaydı.
“Teknik bakımdan olduğu gibi, fikir bakımından da Cumhuriyet yeni ve ilerici bir gazete olacaktı. O vaktin gazetelerinin çoğu gerici, hilafetçiydi. Cumhuriyet fikrini yadırgıyorlardı. Genel olarak halkın da bu fikre yanaşmadığını sanıyorlardı. Onun için hilafeti savunup Cumhuriyet fikrine saldırıyorlardı. O vakit lstanbul'da Cumhuriyet düşmanlığı o dereceyi bulmuştu ki, bütün dostlarım bana akıntıya karşı gitmemeyi, gazetenin adını olsun değiştirmeyi salık veriyorlardı. Fakat biz bu telkinlere kapılmadık, Cumhuriyet adında ısrar ettik; onun için Cumhuriyet rejiminin avukatlığı bize kalıyordu.
“Aylarca süren hazırlıktan sonra Cumhuriyet çıktı. İlk sayısını [7 Mayıs 1924] merak ve heyecanla makineden alıp baktığım zaman, kederimden o anda düşüp ölebilirdim. Aylardan beri beraber çalıştığım arkadaşları yetiştirmek, onlara yeni gazeteciliği öğretmek için harcadığım emek boşa gitmişti. O vakit gazeteler Arap harfleriyle çıkardı. Ben Arap harflerinin yeni tekniğe uymayacağını hesaplamamıştım. Gazete hiçbir şeye benzemiyordu. Sonra hatamızı düzeltmeye çalıştık. Fakat olmadı. Nihayet Yunus Nadi, Ankara'da Yeni Gün'de çalışan Kemal Salih'i getirtti, o, gazeteye halkın alıştığı şekil ve düzeni verdi, gazete bir şeye........
