menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Avrupa’nın ateş çemberi: Trump’ın hesapları ve dünyanın ödediği fatura

45 0
05.10.2026

Dünya yeni bir enerji krizinin eşiğinde. Fakat bu kez mesele yalnızca petrol fiyatlarının yükselmesi değil. Asıl mesele, büyük güçlerin savaş ve güç politikalarının enerji sistemlerini, ticaret yollarını, sanayiyi ve milyonlarca insanın günlük hayatını aynı anda tehdit eder hale gelmesidir.

Bugün Avrupa'nın depolarındaki dizel stoklarının piyasaya sürülmesinin tartışılması, aslında çok daha büyük bir gerçeğin yalnızca görünen yüzüdür.

Avrupa'nın dizel rezervlerini kullanması, sadece savaşın ekonomik faturasını ertelemek anlamına geliyor; ortadan kaldırmak değil.

Maalesef Dünyayı bu kadar kırılgan hale getiren siyasi kararların bedelini artık sıradan insanlar ödüyor?

Tek başına Sadece küresel enerji krizi bile Donald Trump'ın dış politika anlayışının merkezindeki “Önce Amerika” yaklaşımının başka ülkeler açısından nasıl sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

ABD yönetiminin baskısı sonucunda G7 ülkelerinin acil durum rezervlerinden toplam 100 milyon varil petrol ve dizel piyasaya sürme kararı son derece Çarpıcı bir çelişkidir.

Bu çelişki, Amerikanın kendi iç piyasasında enerji maliyetlerini düşürmek için, Avrupa'nın stratejik rezervlerini kullanmaya zorlamasıdır.

Bu, Avrupa açısından yalnızca ekonomik bir sorun değildir. Aynı zamanda stratejik bir bağımlılık sorunudur.

Çünkü Avrupa bir taraftan Rusya'dan enerji bağımlılığını azaltırken diğer taraftan ABD'den gelen enerjiye daha fazla ihtiyaç duymaya başladı.

Rus gazının AB gaz ithalatındaki payı 2021'de yüzde 45 iken 2025'te yüzde 12'ye geriledi. Rus ham petrolünün AB ithalatındaki payı da 2025'te yüzde 2'ye kadar düştü.

Evet; Bu kararların arkasında Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşı ve Avrupa'nın enerji güvenliği kaygıları var.

Ancak ortaya çıkan yeni gerçek şu:

Rusya'ya bağımlılığı azaltmak, Avrupa'yı otomatik olarak bağımsız hale getirmedi.

Avrupa şimdi LNG, petrol ve rafine ürünler açısından küresel piyasalara, deniz yollarına ve başta ABD olmak üzere farklı tedarikçilere daha fazla ihtiyaç duyuyor.

Ve Ortadoğu'daki savaş bu yeni bağımlılıkların ne kadar kırılgan olduğunu gösterdi.

Ortadoğu'da yaşanan savaşın sonuçlarını yalnızca İsrail, İran ve komşu ülkelerin sınırları içerisinde değerlendirmek artık mümkün değildir.

Hürmüz Boğazı'nın güvenliği tehlikeye girdiğinde bunun sonucu Paris'teki bir fabrikanın enerji maliyetine, Berlin'deki bir nakliye şirketinin giderlerine, Roma'daki bir çiftçinin mazot faturasına ve dünyanın herhangi bir ülkesindeki tüketicinin gıda fiyatına kadar ulaşabiliyor.

IEA, 2026'daki Ortadoğu çatışmasının küresel petrol piyasasında çok büyük bir arz........

© Milat