menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ateş çemberi: Hürmüz’den Babü'l Mendep’e uzanan savaş

31 0
03.08.2026

Ortadoğu, tarih boyunca küresel güç mücadelelerinin merkezi oldu. Ancak bazı savaşlar vardır ki yalnızca cephedeki askerleri değil, dünyanın en uzak köşesindeki fabrikaları, limanları, borsaları ve sofraları da etkiler.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırısı ile başlayan savaşa Yemen'in de fiilen dahil olduğu, Suudi Arabistan öncülüğünde Arap ülkelerinin askeri koalisyon kurduğu ve İran'ın Rusya ile Çin'den siyasi, ekonomik ve stratejik destek aldığı bir tablo, yalnızca bölgenin değil, bütün uluslararası sistemin geleceğini değiştirebilecek ölçekte sonuçlar doğuracaktır.

Bugün dünya ekonomisinin can damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı'ndan geçen enerji ticareti, küresel petrol sevkiyatının önemli bir bölümünü oluşturuyor. Buna Kızıldeniz ve Babü'l Mendep Boğazı üzerinden Avrupa ile Asya arasındaki ticaret koridoru da eklendiğinde, savaş sath-ı mahallinin çok geniş sınırlara varacağını gösteri. Zira Yemen'in jeostratejik önemi görünenin çok daha ötesindedir.

Evet; Husilerin yeni bir cephe olarak savaşa fiilen katılması demek Kızıldeniz'deki güvenlik riskleri ve deniz taşımacılığı üzerindeki baskıları, enerji ve lojistik maliyetlerini artıran önemli faktörler olarak karşılık bulacaktır.

Bu cephe ile Suudi Arabistan'ın öncülüğünde yeni bir Arap askeri koalisyonunun oluşması, savaşı klasik bir bölgesel kriz olmaktan çıkarıp maalesef ikinci dünya savaşını anımsatan çok cepheli bir savaşa dönüştürmüştür.

Böyle bir tabloda Irak, Suriye, Lübnan, Türkiye ve Körfez ülkeleri de doğrudan veya dolaylı biçimde çatışmanın içine çekilecektir.

Küresel savaşın dumanları arasında geçmişte kangrenleşmiş Bölgesel savaşlarında dahil olup kontrol edilemez hale gelmesi, modern tarihte defalarca görülen bir genel kaos ikilemini yeniden gündeme........

© Milat