İradenin prangası
Hakikat ile size sunulan gerçeklik arasında duran o ince çizgi, aslında sandığınızdan çok daha muğlak bir zemine sahip. Bu iki uç arasındaki tek belirleyici etki, güya "kendi" hür iradenizle yaptığınız tercihlerdir. Yani kendi iradenizle almış olduğunuz karardır. Hangisine inanmak istiyorsanız onu doğru kabul edersiniz. Bu durum bir bakıma zihninizin size oynadığı, aynalarla dolu bir labirentteki oyun misalidir. Ancak asıl soru şudur: O labirente girmeye siz mi karar verdiniz, yoksa bir el sizi o aynaların önüne mi bıraktı?
Yaşadığınız dünya, etrafınızda olup biten olaylar, bir hamster çarkı gibi içinde sonsuz bir döngüyle dönüp durduğunuz sosyal medya ve televizyonlardan size dayatılan şaşaalı sanal gerçeklik hali, bir durum karşısında aldığınız kararı bütünüyle etkiliyor. Oy verdiğiniz partiden, sarsılmaz bir kale gibi savunduğunuz ideolojik görüşe ve dahi tuttuğunuz takıma kadar almış olduğunuz bütün kararların kendi tercihiniz dâhilinde olduğunu düşünürken bile, esasında sosyolojik bir dış etkinin, görünmez iplerle sizi yöneten bir kuklacının yönlendirmesi neticesindedir. Neye inanmak isterseniz ona inanırsınız demek yerine sizi neye inandırmak isterlerse ona inandırırlar sözü daha gerçekçi duruyor bugün.
Modern insan, bu büyük tiyatro sahnesinde kendi repliklerini yazdığını zannederken, aslında kulağına fısıldanan suflörün sesini kendi iç sesi sanıyor. Sosyal medyanın hayatımızı çepeçevre kuşattığı, her ekranın bir gözetleme kulesine dönüştüğü bu dijital çağda,........
