Ekranın arkasındaki sessizlik: Gençler neden kabuğuna çekiliyor?
Bugün atölyelerde, panellerde ve seminerlerde gençlerle bir araya gelen herkesin ortak bir tespiti var: Pandemi sonrası kuşakta derin bir sessizlik ve geri durma hâli hâkim. Eskiden etkinliklerde söz almak için yarışan, atölye masalarında fikirlerini coşkuyla savunan veya seminer sonrasında hocalarını soru yağmuruna tutan gençler; bugün yazılı iletişimde ne kadar akışkanlarsa, yüz yüze etkileşimde o kadar temkinliler. Özellikle bir projenin orta yerinde fikir beyan etmek, bir panelde mikrofonu eline almak ya da bir seminer esnasında soru sormak sanki büyük bir riskmiş gibi erteleniyor. Parmaklar kalkmıyor, sorular yutuluyor, o üretken ortak akıl alanlarında kalın bir sessizlik örülüyor. Peki, kökleri pandemi dönemine uzanan bu "ifade ve güven krizi"nin arkasında ne var ve bu sessizlik duvarını nasıl aşabiliriz?
Sessizliğin mimarları: Atölye, panel ve seminerlerdeki çekingenliğin nedenleri. Bu geri durma hâlinin tek bir sebebe bağlanamayacağı kadar katmanlı ve sosyolojik nedenleri bulunuyor.
Ekran arkasında geçen kritik yıllar: Pandemi döneminde yüz yüze iletişimin kesilmesi, özellikle gelişim çağındaki gençlerin sosyal pratiklerini sekteye uğrattı. Mimikleri okumak, göz teması kurmak, anlık tepkileri yönetmek ve bir atölye masasında ya da panel kürsüsünde doğaçlama fikir üretmek gibi pratikler askıya alındı.
"Hata yapma" lüksünün alınması: Proje........
