Vasıtanız Hakikate Ulaştırıyorsa…
İnsan bazen kendi içine öyle bir kapanır, kendi dertlerine öyle bir gömülür ki; yanı başındaki gönülleri, ötelerdeki hakikatleri göremez olur. Hâlbuki asıl mesele, o daracık yerden çıkıp kâinatın genişliğine açılabilmektir.
Hayat boyunca yolculuğu elden bırakmamak lâzım; yüreklere, hakikatlere, gönüllere yolculuk yapmak lâzım. Sevgiye, doğruya, her güzel şeye yolculuk yapmak lâzım. Adalete, muhabbete, yardımlaşmaya yolculuk yapmak lâzım.
İnsan kendinde çok kalıyor. İnsan bir yere gitmiyor. Hâlbuki kendinden bir yolculuğa çıkmak; başka gönüllere, başka diyarlara, başka rızalara doğru yol almak lâzım. Eğer bindiğiniz vasıta bir hurda bile olsa, yahut bir çim makinesi… Sizi o büyük hakikate, bir kardeşin “iyi ki geldin” diyen buğulu gözlerine ulaştırıyorsa; o yol, dünya üzerindeki en kıymetli yoldur.
Biz o yollarda aslında birbirimizi değil; unuttuğumuz insanlığımızı ve o saf kardeşliğimizi arıyoruz. Durmadan, yorulmadan o büyük rızaya ve sevgiye doğru yürümek, menzile varmaktan daha mühimdir.
Miraç bir yolculuktu; hakikate ulaşmak ve hakikati getirmek içindi. Bal da bir yolculuktur; çiçek çiçek dolaşıp seyahatlerin özünü insanlığa sunmak için. İnsan her gün uçaklarla uzun seyahatlere de çıksa, eğer hakikat........
