menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Farklı Açıdan Hilâl’i Görmek

32 0
26.02.2026

Her Ramazan öncesi aynı manzara…

Bir kısım İslam ülkeleri “Hilâli gördük” diyerek oruca başlıyor. Diğerleri bir gün sonra. Takvimler ayrılıyor, başlangıçlar farklılaşıyor. Müminin zihninde ise aynı soru dolaşıyor:

Gerçekten hilâli gördüler mi?

Bugün bilim; uydularla, rasathanelerle, matematik hesaplarıyla ay ve güneş tutulmalarını yıllar öncesinden haber veriyor. Kâinatın derinliklerinde kaç galaksi var, bir yıldızın ömrü ne kadar, ışık kaç yılda nereden nereye ulaşıyor; hepsi hesaplanıyor. Böylesi bir çağda hilâlin görülebilirliği mi hesaplanamıyor?

Elbette hesaplanıyor.

Mesele “bilinmiyor” meselesi değil; mesele yöntem meselesidir. Bir kısım ülkeler çıplak gözle veya optik araçlarla yerel hilâl şahitliğini esas alıyor. Bir kısmı astronomik hesaplamayı merkeze alıyor. Fıkıh tarihinde bu mesele “ihtilâf-ı metâli” olarak bilinir.

İhtilâf-ı metâli; kısaca, ayın farklı bölgelerde farklı zamanlarda görülebileceği ve her bölgenin kendi ufkuna göre hüküm verebileceği görüşüdür. Yani bir yerde hilâlin görülmesinin, başka bir yerde de mutlaka görüldüğü anlamına gelip gelmeyeceği sorusu etrafında dönen fıkhî bir içtihat meselesidir. Bu da asırlardır konuşulmuş bir konudur; yeni bir kriz değildir.

Fakat burada asıl sorulması gereken soru başkadır:

Bu ihtilaf neden ümmetin kalbinde bu kadar derin bir sızı bırakıyor?

Çünkü mesele takvim değil, birliktir.

Hilâl, sadece ayın ince bir yayı değildir. Hilâl, bir şiar-ı İslam’dır. Gökyüzünde yükselen bir semboldür. Bir........

© Milat