Ömür: Bir yaz gecesinde yağan kar misali
Bir yaz gecesinde yağan kar misali; her saniye, her dakika ve her saat biraz daha eriyen, tükenen, akıp giden ömrümüz. Bu cümleyi yazana kadar yaklaşık 30 saniye daha eksildi kalan ömür sermayemden. Evet insan aldanan bir varlıktır ve en çok aldandığı mesellerden biri de ömrünün geçip gitmesidir. Dünyaya milyarlarca insan geldi ve gitti. Gitmek istemeyenler de oldu lakin henüz bunu başarabilen tek bir kişi bile çıkmadı.
Kiminle konuşsanız zamanın yetmediğinden, işlerin yetişmediğinden ve meşguliyetlerin bir türlü bitmediğinden yakınıyor. Haksız değil insanlar. Hızlandırılmış bir çağda; beklentiler, istekler ve sorumluluklar altında ezilmiş insanlar topluluğu olarak var olmaya çalışıyoruz. Yok oluşu sinesinde taşıyan, ölümün nüvesi olan bir varoluşla…
Bilim insanları, yaşam süresini uzatmanın ve ölümsüzlüğün yollarını arıyor. Bu konuda ciddi araştırmalar, hayvan deneyleri ve organ nakli çalışmaları yapılıyor. İnsanın biyolojik varlığını sonsuza dek yaşatmak mümkün değil ama insanın manevi varlığını sonsuza dek yaşatmak elbette mümkün. Çünkü insan sadece et ve kemikten ibaret değildir. Yunus Emre’nin deyişiyle; “Ölür ise........
