menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yapısökümü ve Muhafaza

19 0
saturday

İnsanlık tarihini okumak özellikle “genellik”leri, “evrensellik”leri ve “biriciklik”leri tespit bakımından anlam taşımaktadır. Tarihe bakmak aynı zamanda insanlığın bugüne getirdiği birikimleri görebilmek demektir ki, bu birikimler insan(lığ)ın geleceğe doğru projeksiyonunda yol göstericidir. Bu birikimlerin olmadığı durumlarda insanın birçok şeyi tekraren icad etmesi gerekir.

Tarih ve toplumu açıklama sadedinde “süreklilik” ve “kırılma” kavramları çokça kullanılmaktadır. Tarih birbirine benzer biricik olaylardan oluşurken, sosyoloji ise bu olaylardaki benzerlik ve düzenlilikleri gündeme getirir. Sosyolojinin burada önemli işlevi, bu benzerlik ve düzenliliklerden yola çıkarak genel ilkelere ulaşmaya çalışmasıdır. Toplumlarda kırılmalar değişimleri ve onların şiddet ve yoğunluklarını gündeme getirirken, süreklilik ise benzerlikler üzerinde durmaktadır. İbn Haldun “geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden fazla benzer” derken aslında bu sürekliliğe dikkat çekmektedir.

Modern dünyaya geçişle birlikte insanın Tanrı’dan boşalan yere yerleşip merkezileşmesi sonucunda “eşya”nın yeniden tanımlanması gündeme gelmiştir. Dolayısıyla eşyanın tanımları sekülerleşip yeniden içeriklendirilmiştir. Aslında insanın güçlenmesi gereken bu durum (zira insanın Tanrı’nın yerine ikame........

© Milat