menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kuşlar Jet Gürültülerini Kovacak

25 0
25.03.2026

Bahar geliyor. Bulutların rengi değişti. Sular artık daha berrak akıyor, toprak yumuşuyor, yel hafifledi. Kuş sesleri dolduruyor kapıları, pencereleri. Doğa bir baştan ötekine gözlerini açıyor, etrafına bakıyor, dünyayı yeniden kurmanın planlarını yapıyor. Hayat güzün bıraktığı yerden yolculuğuna devam etmek istiyor. Dünyamız eski dünya, göğümüz eski gök, ırmaklarımız eski ırmaklar. Akasyalar da bin yıl öncenin seslerini haber veriyor, söğütler, sardunyalar da. Her tomurcuk eskiyi yeniye, yeniyi hayata bağlayan bir anlık tebessüm, bir tutam sevinç, bir yudum nefes. Bakın, tepelerdeki kar, bin yıl öncenin beyazını taşıyor buraya, aşağıya, olduğumuz yere. Bakın, kaynakların şırıltısı aynı ezgiyle akıyor yarpuzları dolaşarak buraya, olduğumuz yere. Çakıl taşları da eski parlaklığında, papatyalar, gelincikler de. İnsanın eğilip öpesi geliyor toprağı, bunca cömertliğinden sonra. Çimenlere sofra kurup oturası, uzun uzun bakası geliyor göğe, akan bulutlara. Her şey, her şey o kadar güzel, büyüleyici, bağlayıcı, şenlendirici ki. Her şey, her şey o kadar olduğu yerde, olması gerektiği durumda ki. Bir tek insan. O, olması gerektiği yerde değil. Bir tek insan, o olması gerektiği durumda değil. Bir tek insan, o yapması gerekeni yapmıyor.

Bahar geliyor bak, kollarını açıp sarılsana. Kaynak sularına eğilip içsene. Değil bir ömür, değil beş on yıl, birkaç saniyelik gökyüzü temaşası bile doğmuş olmanın, var olmanın, var olacak olmanın fiyakası için yeterli değil mi? İşte şimdi, tam da burada, bu an durup bir sor kendine: Bütün bu güzellikleri kazanmak için ne yaptım? Nasıl hak ettim doğmayı,........

© Milat