İnsanı insan yapan üç değer: Din, akıl ve ahlâk
İnsanlık tarihinin en önemli sorularından biri şudur: Bir insanın gerçek değeri neyle ölçülür?
Günümüzde insanlar sahip oldukları makamlarla, servetleriyle, diplomalarıyla ve sosyal çevreleriyle değerlendiriliyor. Kimi malıyla övünüyor, kimi soyuyla, kimi de gücüyle... Oysa bunların hiçbiri insanın gerçek kıymetini belirlemez. Nice zenginler vardır ki gönüllerde hiçbir değeri yoktur; nice fakirler vardır ki Allah katında ve insanların kalbinde sultan olmuşlardır.
Hz. Ömer (r.a.) insanı insan yapan değerleri şu veciz sözle özetlemiştir:
"Bir kişinin iyi olmasının ölçüsü dinidir, şahsiyetli olmasının ölçüsü aklıdır, asaletli olmasının ölçüsü ise ahlâkıdır."
Bu söz sadece bir nasihat değil, aynı zamanda insan karakterini inşa eden bir hayat düsturudur.
İnsanın gerçekten iyi olup olmadığını anlamak istiyorsanız onun Rabbine olan bağlılığına bakın. Çünkü din, insanın vicdanını besleyen, kalbini arındıran ve hayatına yön veren ilahi bir rehberdir. Allah Teâlâ şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır." (Hucurât, 49/13)
Dikkat edilirse ayette üstünlüğün ölçüsü mal, makam veya soy değildir. Ölçü takvadır. Yani Allah'a karşı duyulan saygı, sorumluluk ve kulluk bilincidir.
Bugün insanlar birbirlerine karşı iyi görünmeye çok önem veriyorlar. Fakat Allah katında önemli olan iyi görünmek değil, iyi olmaktır. İnsanların görmediği yerde de haramdan sakınabilmek, kimsenin bilmediği bir iyiliği sırf Allah için yapabilmek ve yalnız kaldığında da kulluğunu sürdürebilmektir. İşte din insana bu karakteri kazandırır.
Kur'an-ı Kerim'in ifadesiyle:
"Şüphesiz namaz hayâsızlıktan ve........
