Muhacir ve Ensar Kardeşliği
Âlemlere rahmet olarak gönderilen iki cihan güneşi sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) Kur’ân-ı Kerim’in emir ve esaslarına göre yepyeni bir İslam toplumu meydana getirmeye gayret etmişti.
Çünkü, Kur’ân-ı Kerim, inananların kardeş olduğunu ilan etmişti:
“Mü’minler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin. Allah’a karşı gelmekten sakının ki, size merhamet edilsin.” (Hücurat, 10)
Allah Resulü (s.a.v.) hicretten hemen sonra muhacirlerle ensarı kardeş ilan etti. “Muahat” adı verilen bu kardeşlik, Mekke’den gelen muhacirlerle onlara yardım eden Medineli ensar arasında maddi ve manevi bir dayanışma meydana getirdi. Kardeş ilan edilenlerin sayısının 100 veya 180 kişi olduğu rivayet edilmiştir.
Kardeşlik ilanından sonra ensar herşeyini kardeşiyle bölüşmek istedi ancak muhacirler bunu kabul etmedi. Allah Resulü (s.a.v.), mülkiyeti ensarda kalmak üzere birlikte çalışıp elde ettikleri kazancın paylaşılmasını tavsiye etti. Önceleri miras dahil her konuda tam bir nesep kardeşliği uygulandı. Fakat daha sonra nazil olan ayetlerde, mirasın sadece aile bağları olanlar arasında geçerli olacağı bildirilince bundan vaz geçildi.
Hz. Peygamber (s.a.v.) İslam kardeşliğinin, soy ve kabile bağlarından daha kuvvetli olduğunu fiilen göstermek için “muahat” uygulamasını gerçekleştirdi. Bu sayede........
