Marazî Hassasiyet ve Negatif-I
“Bozacının şahidi şıracıdır.”
Bugün kalemimin aşina olduğu o latif enerjiyi biraz kırarak, hırpalayarak, üzerek dökeceğim kelimeleri kâğıtlara. Zira mensubu olduğumuz gerçekliğin yolu her zaman tılsımlı iklimlerden geçmeyebiliyor ve nefes alıp yorgunluğumuza su ikram etmek için yöneldiğimiz ilk durakta çılgın bir hezeyan, bizden ezber ettiği kelime kalıplarıyla yolumuza çıkabiliyor. Galiba bu hâl geçidinin bahar ile bir alakası var; çimenlerin ve çiçeklerin yeşerdiği Nisan’da manevî ve ruhsal hastalıkların tekrarlandığını duymuştum çünkü. Üstelik geçtiğimiz sene bu zamanlarda, takıntılı kimselerin halüsinasyonlarıyla karşıdakini meşgul etmek adına nasıl insanüstü bir çaba harcadıklarına zaman zaman şahitlik etmiş biriyim. Ellerini göğe açarak ortalığa ahlar saçan kötücül teorileriyle, çalışıp üreten kimselerin hayatlarının bundan sonra kötü istikâmete gideceğini tayin edebilecek ve kült akıllarıyla kâinat terazisine biçim verdiklerini zannedecek kadar kendilerinden geçmişlerdi. Zaman zaman hareket gösterse de dünyada yer kaplamayan bu minicik hamlelerin, bir ok misali kişinin kendisine dönen mesnetsiz ibarelerin, göz ve gönül kanatan alelade uğraşların, üretenin dünyasında yer bulabilmek için çabalayan boş insan meziyeti olduğunu çok sonra fark edebildim. Senelerdir duadayım, şifa dileğim bâki. Bahar ve yeşeren hastalıklar kombinasyonunun daha net anlaşılması için verilen bu örneği içi içini yiyen huzursuzluğu ve zehapları ile o çukurda bırakıp bugüne dönelim.
Marazî bir hassasiyet taşıyarak hayatı kendilerine de muhataplarına da zehredenlerin bu yazının eşiğinden geçemeyecekleri aşikârdır. Ama dünyayı istilâ eden negatif enerjinin bir parçası hâline getirdikleri ahvâlleri bu metnin çıkış noktası ve malumun ilânı; “zarardır her şeyin fazlası”. Marazi hassasiyet derken hani şu her durum ve tavrın merkezine kendini iliştirme ihtiyacında olanlardan bahsediyorum. Sözü incelik, erdem, güzellik, yükseklik diye inletirken özden koparanlardan, aykırı........
