Allah’ın varlığının aklî delilleri- 5
Bu yazı dizisinin bundan sonraki bölümlerinde, farklı ilim dallarında mütehassıs ilim adamlarının; Allahü Teâla’nın varlığına dair tesbit ettikleri aklî delillerin (kanıtların) önemli bir kısmını ayrı ayrı aktarmaya çalışacağız inşaallâhü teâlâ. Bu kapsamda ilk olarak “Hudûs Delili”ni incelemeye gayret edeceğiz.
Hudûs delili, özetle şudur: Değişen her şey hâdistir (sonradan meydana gelmiştir). Hâdis olan her şeyin bir muhdisi (meydana getiricisi) vardır. Kâinat da değişmektedir. Dolayısıyla o da hâdistir. O zaman hâdis olan kâinatın da bir muhdisi vardır. O da, ezelî ve ebedî olan Allahü Teâlâdır. Bu meşhur delilin, mantıkî açılımı şöyledir:
1) Kâinatta gözle görülür bir bir değişim ve yenilenme vardır. Mesela: İnsan doğar, büyür, yaşlanır ve ölür. Bitkiler yeşerir, olgunlaşır, kurur ve ortadan kaybolur. Yıldızlar oluşur ve söner. Böyle sürekli değişen bir şey, ezelî olamaz. Çünkü ezelî olan, hiçbir değişime uğramaz.
2) Değişen her şey hâdistir (sonradan ortaya çıkmıştır.) Tagayyür yani değişim, hudûsun alâmetidir. Bir şey, zaman içerisinde farklı hâller alıyorsa, o şey, daha önce bu hâlde değildi, demektir. Örneğin: Bebeklik, çocukluk, gençlik ve ihtiyarlık merhalelerini kat eden insan, sürekli değişmekte ve daima bir önceki vasfını kaybetmektedir. Demek ki bu özellikler, sonradan meydana gelmiştir. Sonradan........
