menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

S.4443 Kıskacında Doğu Akdeniz (2)

24 0
05.08.2026

Geçtiğimiz hafta bu köşede, Washington koridorlarında pişirilen S.4443 kodlu tasarının Doğu Akdeniz'de nasıl bir "mevzuat ve koridor savaşı" kurguladığını ve Türkiye'yi bölgesel denklem dışında bırakmayı hedefleyen sinsi çerçevesini ele almıştık. Ancak asıl soru hâlâ masada cevap bekliyor: Washington'da hazırlanan bu kağıt üstündeki senaryo, sahanın ve denizin realitesinde gerçekten uygulanabilir mi?

Bu hafta; S.4443'ün hukuki ve jeopolitik sınırlarını, dayatılan enerji ve ulaştırma koridorlarının sahadaki rasyonalitesini ve Ankara'nın masasındaki diplomatik, hukuki ve stratejik karşı hamleleri değerlendireceğiz. İlk olarak hukuki sınırlardan başlayalım:

Türkiye ve ABD, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf olmayan bir devletlerdir. Normal şartlarda kendisinin de taraf olmadığı bir sözleşmenin kurallarını ve sınırlarını, S.4443 mevzuatı üzerinden üçüncü bir ülkeye, yani Türkiye’ye dayatamaz. Dolayısıyla bu yasanın uluslararası hukuka göre en baştan meşruiyeti sakattır.

S.4443 kapsamında Washington-Atina-Tel Aviv hattında öne çıkarılan IMEC (Hindistan-Ortadoğu-Avrupa) ve Deniz Altı Elektrik Hattı (Great Sea Interconnector) projeleri, lojistik ve finansal açıdan coğrafyanın gerçekleriyle........

© Milat