Ödünç yüz
Berber dükkânında iki ayna karşı karşıya durur. Biri duvarda yıllanmıştır. Çerçevesinin metal kaplaması köşelerden soyulmuş, altından ahşabın damarları çıkmıştır. Öteki ayna tam karşı duvardadır. Koltuğa oturan adam önce yüzünü görür, sonra ensesini, ardından ensesinin ensesini. Görüntüler cam koridorda küçülür; her yansımada ışığın bir kısmı kaybolur. En dipteki yüz daha karanlıktır. Öndeki yüz taranmış, tıraşlı, yakası ütülüdür. Usta makasını şıkırdatır, radyoda kısık bir türkü sürer, adam aynaya gülümser.
Carl Gustav Jung'un persona kavramı, insanın toplum içinde üstlendiği rolleri anlatır. Mesleğimiz, ailedeki yerimiz ve sorumluluklarımız gereği farklı yüzler taşırız. Bunlar başlı başına birer aldatmaca değildir. Sorun, taşıdığımız yüzün bütün kimliğimiz olduğuna inandığımızda başlar. Başkalarının beğendiği kişiye dönüşmeye çalışan insan, zamanla kendi sesini duymakta güçlük çekebilir. Alkış kesildiğinde geriye kimin kaldığını bilmek zorlaşır.
Devletlerin de kendilerini dünyaya anlattıkları bir dil vardır. Diplomasi, kelimelerin ölçüldüğü, ifadelerin dikkatle seçildiği, ortaklıkların belirli bir çerçevede kurulduğu alandır. Bu dilin ölçülü olması bir kusur değildir. Farklı ülkelerin kendi çıkarlarını korurken ortak hareket edebilmesi, çoğu zaman böyle bir dilin kurulmasına bağlıdır. Asıl mesele, kurulan cümlelerin hangi sonuçlara kapı açtığıdır.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 16 Ekim'de Kamboçya ile ilişkilere dair yaptığı açıklama, bu açıdan üzerinde durmaya değer. Kamboçya'yı Güneydoğu Asya'da önemli bir ortak olarak nitelendirmesi ve........
