menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Merhametten stratejiye

13 0
12.10.2026

Gazze'de bir çadır sabahını gözünüzde canlandırın. Çadır bezine vuran rüzgârın sesini, tozun genizde bıraktığı kuruluğu, nemli kumaşın kokusunu, avuç içinde ufalanan ekmeğin pütürünü düşünün. Solgun ışık yıkık sokaklara düşerken insanın aklına büyük siyasi hesaplar gelmez. Geceyi geçirecek bir yer, çocuğa verilecek bir lokma, hastaya ulaştırılacak bir ilaç, ertesi sabaha çıkabilme umudu gelir.

Savaş, cephe haritasından çekildiğinde insanların gündelik hayatından çekilmiş olmaz. Güvensizlik evlere yerleşir, eğitim yarıda kalır, aileler bölünür, geleceğe ilişkin beklentiler aşınır. Yıkılan bir binanın yeniden yapılması mümkündür; bir çocuğun kaybettiği yılları geri getirmek, dağılan bir ailenin hayatını eski hâline döndürmek çok daha zordur.

Gazze'de ateşkesin üzerinden bir yıl geçti. 10 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkes, büyük çaplı askerî operasyonların durdurulmasını ve rehinelerin serbest bırakılmasını öngören ilk aşamayı başlattı. Ancak kalıcı barışın, güvenliğin ve yeniden inşanın önündeki engeller aşılamadı. Gazze'deki sağlık makamlarının verilerine göre ateşkesten sonra 1.400'den fazla Filistinli hayatını kaybetti. Ateşkesin birinci yıldönümünde de saldırıların sürdüğüne ilişkin haberler yayımlandı.

Takvimde bir yıl uzun bir süredir. Evine dönemeyen bir aile, okuluna gidemeyen bir çocuk, tedaviye ulaşamayan bir hasta için ise zamanın geçmesi sorunun çözülmesi demek değildir.

Merhamet, harekete geçmenin ahlaki nedenidir. Strateji, o hareketin sonuç üretmesini sağlar.

Müslüman dünyanın Filistin karşısındaki sorumluluğunu bu iki kavram arasındaki ilişki üzerinden yeniden düşünmesi gerekiyor. Yıllardır yapılan açıklamalar, diplomatik toplantılar ve yardım kampanyaları önemsiz değildir. İnsani yardım hayat kurtarır. Diplomasi, tarafların konuşabileceği bir zemin oluşturur. Uluslararası hukuk, güçlü olanın karşısında hakların korunabilmesi için başvurulması gereken temel dayanaklardan biridir.

Yine de bütün bu çabaların sonunda soru değişmiyor: Filistinlilerin hayatında hangi kalıcı sonuçları üretebildik?

Kaç aile evine dönebildi? Kaç çocuk eğitimine devam edebildi? Kaç hasta ihtiyacı olan tedaviye ulaşabildi? Hangi diplomatik girişim sahadaki şartları değiştirebildi? Bu soruların cevapları, bir konuşmanın etkileyici cümlelerinde değil, insanların hayatında meydana gelen değişimde aranmalı.

Bir davayı gündemde tutmakla hedeflerine yaklaşmak aynı şey değildir. Aynı cümleleri tekrarlamak, ortak bir stratejinin bulunduğunu göstermez. Dayanışma, somut hedeflere, paylaşılmış sorumluluğa ve sonuçları izleyen bir anlayışa dönüşmediğinde etkisi sınırlı kalır.

Bunun için Filistin'in kendi siyasi yapısını da konuşmak gerekiyor. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas'ın parlamento ve başkanlık seçimlerini 11 Eylül 2027'ye erteleme........

© Milat